Adalar’da ruam hastalığı
nedeniyle 105 atın öldürülmesinin ardından atlar karantina altına alındı.
Karantina sürecinde İBB faytonların kaldırıldığını, fayton
plakalarının ve atların kendileri tarafından satın alınacağını duyurdu. Bu
açıklamanın ardından Adalar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği
İstanbul Valiliği ve İBB’ye dava açtı. Derneğin At ve Atçılık yetkilisi Emin
Mahir Başdoğan ile süreci ve dava açma sebeplerini konuştuk.
Adalar’daki atlar 19 Aralık’tan bu yana kanuna ve doğalarına
aykırı bir biçimde ahırlarda tutuluyor. Ruam yönetmeliği, bir atta ruam şüphesi
olması halinde yapılması gerekeni açık ve net bir şekilde ifade ediyor. Bu
yönetmelikte ruam şüphesi olan at ve ahırdaki diğer atlara 20 günlük
periyotlarda testler uygulanır. Bu test 3 kez tekrarlanır. Her 20 gün sonunda
test sonucu menfi çıkan at karantinadan çıkarılır şüpheli olan karantinada
tutulmaya devam eder, müspet çıkan da öldürülür. 60 günlük test sürecinin
sonunda da ruam olmadığı tespit edilen atların tamamı karantinadan çıkmış olur.
Tüm bu süreç karantina koşullarına uygun olarak gerçekleştirilir.
İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ise Ruam Yönetmeliğinde
belirtilen süreye ve koşullara aykırı bir açıklama yaptı. Dedi ki; “Adalar’daki
atların ruam hastalığı test sürecinin tamamlanabilmesi için faytonlara at
koşulması 3 ay süreyle durduruldu.” Ruam test süreci 60 gün, yasak 3 ay!!!
Bu süre zarfında ilçedeki toplu taşımanın İBB tarafından
düzenlemesine karar verildi. İBB de bu süreçte “faytonları satın alıyorum”
dedi. Atlar, 19 Aralık’tan bu yana doğalarına aykırı bir biçimde ahırlarda
tutuluyorlar.
#FaytonaBinmeyinAtlarÖlüyor, #SıfırAtlıFayon hastagleri ile
sosyal medya üzerinden kamuoyunda gündem yaratan, İBB Saraçhane önünde
#YaşamNöbeti tutan hayvan aktivistleri için #YaşamNöbeti İBB’nin atları
satınalacağını açıklamasının ardından bitti. Hayvan hakları konusunda faaliyet
gösteren dernek, federasyon ve konfederasyonlar suskun.
Adalar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği ise
adalardaki atların doğaların aykırı bir biçimde ahırlarda bağlı tutulmalarının
yanlış ve yasal olmadığını gerekçe göstererek hem İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanı Ekrem İmamaoğlu hem İstanbul Valiliği hakkında dava açtı.
Ajanimo.com olarak Adalar Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Derneği At ve Atçılık yetkilisi emin mahir başdoğan ile neden dava
açtıklarını ve adalardaki atların durumu üzerine konuştuk.
İstanbul Valiliğine
ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na Neden Dava Açtınız?
Atların 3 ay ahırlarda kapalı kalması ve dışarı çıkmalarının
yasaklaması, İstanbul Valiliğinin keyfi kararıdır ve yasal değildir. 10 Ocak’ta
İstanbul Valiliği’ne bir dava açtık. Hastalıklı ve sağlıklı ayrımı yapılmadı.
Hastalıklı atlar ile sağlıklı olanların bir arada tutulması hepsinin ölümü
demektir. Ruam Yönetmeliğinde ifade edilen test sürecine uyulmadı. Ruam ile
mücadelenin esasları Avrupa’da ve ABD’de olduğu gibi Türkiye’de de vardır. Ruam
karantinası; içinde ruam tespit edilen tesisin kontrol altına alınması ile
sınırlıdır. Ruam yönetmeliğimizde de bu açık ve net bir şekilde ifade edilmiş
zaten. Karantina tedbirleri, sadece hastalık teyit edilen işletmede uygulanır.
Yoksa, şu an adalarda yapıldığı gibi bütün atlar aynı ahıra toplanmaz. Tekrar
altını çizerek ifade etmek isterim ki; Ruam hastalığında uygulanan karantina
tedbirleri hastalık teyit edilen işletmeyle sınırlıdır. 21 Ocak tarihinde de faytonların
usulsüz satın alınması ile ilgili İBB’ye de bir dava açtık. İBB, kamu kaynağını
da yanlış kullandı.
Ruam Yönetmeliğine
Göre Atlar Ruam Değil!
Ruam hastalığının
varlığı ya da varlığından şüphelenildiğinde ne yapılması gerekiyor?
Öncelikle şunu ifade edeyim, Adalar’da her 6 ayda bir kan
testi yapılıyor. Sorunuza gelince; hastalığın, hayvan sahibi, bakıcısı veya
hastalığı takip eden serbest veteriner hekim tarafından yetkili otoriteye
bildirilmesi zorunludur. Eğer atın ruam olduğundan şüphe edilirse; öncelikle
ayrı bir yerde muhafaza edilir. Şüpheli hayvanlara resmi veteriner hekim veya
yetkilendirilmiş veteriner hekimler tarafından mallein testi uygulanır.
Mihraktaki şüpheli hayvanlara uygulanan mallein testi
pozitif ise resmi veteriner hekim ya da yetkilendirilmiş veteriner hekim
hastalık raporu düzenler. Toplanan hayvan sağlık zabıtası komisyonu, hastalık
çıkış kararı alır ve ilan eder. Mallein uygulaması sonunda hasta oldukları
anlaşılan tektırnaklı hayvanlar öldürülür ve imha edilir. Söz konusu işletmeye
de başka atların giriş çıkışı yasaklanır.
Hastalığı kesinleşmeyen ancak şüpheli olan atlar ise
sahibinin göstereceği ve resmi veteriner hekim veya yetkilendirilmiş veteriner
hekim tarafından uygun bulunan bir yerde gözetim altına alınarak yirmi gün
sonra yeniden teste tabi tutulur. Bu test sonucunda müspet ve şüpheli çıkanlar
ruamlı kabul edilerek öldürülür; menfi çıkanlar ise serbest bırakılır.
Ruam tespit edilen atla aynı işletmede bulunan tüm atlar
hastalıktan şüpheli olarak intradermik mallein testine tabi tutulur.
İşletmelerde, birinci teste menfi reaksiyon veren hayvanlara yirmi gün sonra
tekrar test uygulaması yapılır. Bu uygulamada menfi çıkanlar serbest bırakılır.
Müspet çıkanlar öldürülür. Şüpheli çıkanlar yirmi gün sonra tekrar teste tabi
tutulur. Bu üçüncü test sonucunda müspet ve şüpheli bulunanlar öldürülür, menfi
sonuç verenler serbest bırakılır.
Ruam hastalığı insan sağlığı için tehlikeli olduğundan,
atların bulundukları yerlere bütün vücudu kapatan koruyucu giysi, maske ve eldiven
olmadan girilmesine izin verilmez. İBB’nin kendi yayınladığı video çekiminde
seyislerin ya da veteriner hekimini bütün vücudu kapatan koruyucu giysi, maske
ve eldiveni yok!!!
İBB, adalarda ruam karantinasının bittiğini çektiği videosu
ile açıklamış oldu zaten .
Adalardaki atlar 19 Aralık’da alındılar bugün 3 Mart… Tam 75
gün oldu. Ruam yönetmeliği göre 60 gün olan süre çoktan doldu.
Ruam Bahane
Bu durumda atlar ruam
değil. Peki neden hala ahırlarda tutuluyorlar?
Adalar’daki atlar ruam karantinasında değil de ondan! Atlar
Ruam olsaydılar şimdiye çoktan öldürülmezler miydi!
Daha önce Ruam diye itlaf edilen atlarla ilgili de Ruam
testlerinin yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Atlar, gecenin saat 03:30’unda
bir operasyonla itlaf edildi. İtlaf edilmek istenen bir at kaçtı ve o at şu an
yaşıyor. Ruam varsa itlafa itirazım yok. Ruamlı atın itlaf edilmesi kanunda
yazıyor zaten. “Hayvanlar niye öldürülüyor?” diye konu etmiyorum çünkü kurallar
belli. Bunun gizli kapaklı yapılmasının manası yok. Testler sonucunda atın ruam
olduğu kesinleşmişse, atlar hemen itlaf edilmeli. Neden gizleme ihtiyacı
duyuldu! Şüpheli atlar, neden test yapıldıktan 30 gün sonra itlaf edildi!
Ruam üzerinde kopartılmaya çalışılan bu çığlık bir bahane. Atlar,
arabacılar mecbur kalıp faytonları satsın ve akülü araçlar Adalara gelsin diye
ahırlarda tutuldu ve tutulmaya da devam ediyor.
Kanunen faytonlar yasaklanamaz, Çünkü kanun, Adalar’ın
ulaşımı atlı faytonlarla yapılır diyor. Bu durumda geriye arabacıları,
faytonlarını ve atalarını satmaya mecbur bırakmak kalıyor. 3 ayın sonunda bir
kısım pes etti ve İBB’ye satışı gerçekleştirdi. Kalan arabacılara ve at
sahipleri direniyor. Onların direnci kırılıncaya ve atları İBB’ye satmaya
mecbur bırakana kadar, atlar ahırda tutulmaya devam edecek.
İnsanların atlar konusundaki bilgisizliğini kullandılar.
Daha da ileri gidip sanki bu atlar araba çektiği için ruam oldu gibi bir algı
yaratmaya çalışıyorlar. Ruamın araba ile alakası yoktur. Evet Ruam tek tırnaklı
hayvanlarda olan bulaşıcı bir hastalıktır. Teknik olarak insanlara bulaşabilir.
Lakin istatistiksel olarak Ada tarihinde kendisine ruam bulaşıp ölen bir tek
insan yoktur!!!
İzmir Plaka Başına 5
Bin, İstanbul 300 Bin TL Verdi!
İBB Başkanı
İmamoğlu’na Usulsüz Satınalma ve Kamu Kaynağını Yanlış Kullandığı İçin Dava
Açtığınızı Söylediniz. Usulsüzlüğü ve Yanlış Kullanımın Nasıl Olduğunu açıklar
mısınız?
Şu anda Adalar’da yapılmakta olan her şey yasaya aykırıdır.
İmamoğlu Bey kendisini kanunların üzerinde görüp ‘ben faytonları yasaklıyorum’
diyebilir mi? Kanunen bunu yapamayacakları için yıllardır var olan ve basit
tedbirlerle kontrol edilmesi mümkün olan ruam meselesi bahane edildi ve 3 ay
faytona at bağlanmasını yasakladılar. İBB de bu süreçte, faytoncuları devreden çıkarmak
ve faytonculuğu fiilen bitirmek için atları satın alma yoluna gitti,
faytonculara sanki onları kurtarıyormuş gibi teklifte bulundu. 3 ay para
kazanamayacak olan ve 3 ayın sonunda da ne olacağı belli olmayan bir ortamda
arabacılara plaka başına 300 bin, at başına 4 bin TL teklif edildi. Üstüne bir
de her faytoncu ailesinden bir kişinin İBB’de çalışacağı sözü verildi. Mecbur
bırakılan arabacının hür iradesi ile faytonunu ve atlarını sattığını düşünmek
saflık olur.
Çok tercih ederdik, İBB buna kamulaştırıyorum diyebilseydi.
O zaman çok daha büyük bir suç olacaktı. Kamu kaynağının yanlış kullanılması
çok büyük bir dava konusudur. İzmir’de plaka başına -32 plaka vardı- 5 bin TL
verilirken, Adalar’dan nasıl bir gelir hedefleniyor ki plaka başına 300 bin TL
veriliyor! Toplamda da 90 milyon TL ediyor. Atlar, doğalarına aykırı biçimde 2
ayı aşkın bir süredir ahırlarda 1 metre ipe bağlı olarak açlık, susuzluk ve
pislik içinde yaşam mücadelesi verirken, bunca paranın atları arabacının
zulmünden kurtarmak için verildiğini düşünmek aşırı derecede saflık olur.
Yapılan bu uygulama hukuka aykırı. Bir meslek bitiriliyor. Hayvanları koruma
kanunda hayvanların değerinin düşürülmesi de suçtur.
3 ay atlarını koşamadıkları için faytonculuk yapmayan
arabacıların zararları neden devlet tarafından karşılanmıyor? Sonuçta
faytoncular keyfi olarak işi durdurmuş değiller…
Hepimizin cevabının merakla beklediğimiz bir soru bu! Atlar,
İstanbul Valililiğinin keyfi kararı ile faytonlara koşulmuyor. Ama bunun
bedelini ahırlara tıkılan atlar ölerek ödüyor!
At Konusunda Bilgisiz
Olan Hayvanseverler Kullanıldı!
Faytoncuları atlara
eziyet etmekle suçlayan hayvan hakları savunucuları atların daha büyük bir
eziyet yaşamasına mı sebep oldu diyorsunuz?
Ne yazık ki evet. At hayvanını hiç tanımadan, bilgisizlik
ile atı ve Adayı kurtarmaya çalışanlar altından kalkamayacakları büyüklükte bir
vebal aldılar. Sokaktaki kedi köpekleri sahiplendirmeye çalışan, onları
belediyelerin barınaklarından kurtarmak için mücadele veren bu insanlar sahipli
atları sahipsiz hale getirip belediyenin barınaklarına bıraktılar! Kediye,
köpeğe bakamayan belediyelerin ve kamu idarelerinin at gibi bir hayvana
bakacağına gerçekten inandılar mı!
Faytona binme atlar ölüyor ya da sıfır atlı fayton diyenler,
bunu gerçekten atlar için yaptıysa, şu an atlar ahırlarda yaşam mücadelesi
veriyorlar. Neredeler! O gün değil ama bugün atlar için yaşam nöbeti tutmak
zorundalar.
Son 10 yıldır hayvanseverlik kisvesi altında büyük bir at
bilmezlik ve cehaletin teşhiri yapılıyor. Faytonculuktaki kötü uygulama diye
atlara kamçılamayı gösteriyorlar. O faytoncu atlara sert şekilde vurursa o
atlar o faytonu dağıtır. Atın yaşam gereksinimlerini bilmeden, ‘atın çalışması
günahtır’, ‘atın çalışması zulümdür’ denilerek sokaktaki insanların fikri
değiştirilmeye çalışılıyor. Oysaki at hayvanı çalışmadığında ölür. Atların
kalbi vücuduna oranla oldukça küçüktür. Gelişmiş kas ve tendon ligament
sistemleri sayesinde vücutlarındaki kan dolaşımını desteklerler. At ahıra
kapatıldığında dolaşım sistemi tam olarak çalışamadığından kalpleri
kapasitelerinin üzerinde bir strese girer ve bu da atlarda kalp krizi geçirerek
ölme riskini arttırır.
Adalar’da Kanuni
Olmayan 4 Bin Akülü Araç Var!
Peki Amaç Ne?
Amaç, Adalar’a akülü araçları sokmak. Kanun, Adalar’ın
ulaşımı atlı faytonlarla yapılır diyor. Kanunen faytonları yasaklamaları
sözkonusu olmadığından atlar konusunda bilgisiz olan hayvan severler
kullanılarak kamuoyu yaratıldı. Ruam da bahane edilerek faytonlar 3 ay çalıştırılmadı.
Ekonomik silah kullanılarak arabacı bitirildi. Faytoncu, faytonunu ve atını
satmaya mecbur bırakıldı. Ada’da hali hazırda geçerli kanunlara göre devam
etmesi gereken bir nizam varken, asli görevleri mevcut kanunları korumak olan
ama bu konuda başarılı olmayan görevliler, akülü araçlara göz yumuyorlar.
Adalar’da 4 binin üstünde kanuni olmayan akülü araç var. Hatta resmi hizmette
de kullanılıyor.
Ada şu noktada yol, inşaat isteklilerinin iştahını
kabartıyor. İstanbul’daki rant cazibesi zannediyorum ki insanın aklını çeliyor.
Ada’nın Maltepe’den Beylikdüzü’nden bir farkı olması gerekiyor. Bu elektrikli
arabaları istedikleri yerde kullansınlar Beylikdüzü’ne çok yakışır. Ama
bunların Ada’da olmasına gerek yok. Akülü araçlar dediğimiz araçların kabahatleri
kendi içindedir. Tıpkı piller gibi. Aküleri nasıl bir kirlilik yaratacaktır! Bu
araçlar çoğalınca Ada’larda tamirhane görmeye başlayacağız.
Devlet ben bu faytonları kaldırıyorum, zamanı geçti dese
üzülürüm ama sesimi çıkarmam. Ancak hayvanları kurtarıyorum, orada eziyet var,
hastalık var gibi bahanelerle gelmeyin. Oraya gökdelen dikeceğiz deyin.
Türkiye’nin her yerinde atçılık yok edildi. 1970’lerde 1 milyon at varken şimdi
100 bin at kaldı Türkiye’de.
Atlar 150 yıldır Adalar’da fayton çekiyor. Bu iş nizamında
yapıldığında zulüm değildir, işkence değildir. Kötü örnek var mı denirse? Kötü
örnekten örnek olmaz. Dört senedir yerde yatan atın fotoğrafını paylaşıp
duruyorlar. İçinde at hayvanının olduğu her ortamda ölüm vardır. İnsanlarda da
vardır. Hangi ahırda ölüm olmadı? Geçenlerde ABD’de atların sığındığı bir
barınakta açıkladılar; doğal şartlarda %10’luk bir ölüm oranı normaldir. 2000’e
yakın atın olduğu Adalar’da ölümler çok makul oranlarda oluyor. Ruam
itlaflarını bunun dışında tutmamız gerekiyor. Çünkü ruam kanunlarımızda itilafı
mecbur olan bir hastalıktır.
Ruam şüphesi ile atlar sahiplerinden alındı ve ahırlara
kapatıldı. Ruam yönetmeliğine göre 20 günlük periyotlarda olmak üzere 60 günlük
test süreci bitti. Bu süre içerisinde arabacıların bir kısmı İBB’nin teklifini
kabul etti. Geri kalan atların sahipleri hala arabacılar.
Ruam Yönetmeliğine
Göre Karantina Süresi Bitti. Şimdi ne olacak?
İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın keyfinin karantinası
bitmedi. Anlaşılan o ki, hayvanseverler bu kez haklı. , Vali Yerlikaya Adalar’ı
kendisinin çiftliği sanıyor. Keyfini de bu çiftliğe kahya yapmış. Bizler de
merakla bekliyoruz. Valilik ve İBB daha ne kadar kanun dışı davranmaya devam
edecek gerçekten bilemiyoruz.
Olması gereken atların sahiplerine iade edilmesi ve
faytonların yeniden Adalar’da ulaşım aracı olarak iş başı yapmasıdır. Çünkü
kanun açık ve net diyor ki; Adalar’da ulaşım sadece atlı faytonlarla
yapılabilir. Adalar’daki hiçbir akülü araç kanuni değil!
2 ayı aşkın bir
süredir ahırlarda bağlı kalan atlar sizce arabalara koşulabilecek durumdalar
mı?
Bunca zaman doğalarına aykırı bir şekilde ahırlarda bağlı
tutulan atların sağlıklı olması beklenemez. Başta dolaşım ve sindirim
sistemleri bozulmuş olacak.
Rehabilite edilmeleri ve bakıma alınmaları gerekir. Hasta
olanların ciddi bir tedavi sürecinden geçmesi gerekecek. Çok uzun sürede eski
kilolarına dönerler. Padokta yatıp yuvarlanrak dinlenmeleri gerekir.
Atlar Adalar’dan
Çıkarsa Meçhule Gider!
İBB’ nin Aldığı
Atlara Ne Olacak?
Onca şey olup biterken sorulmayan en mühim soru bu. Atlara
ne olacak? Ben de bilmiyorum. İBB bir anda atçılık camiasının en önemli
aktörlerinden biri oldu. Adalar’da 1800’e yakın at vardı. Son açıklamalarda
ahırlarda 1275 at olduğu söylendi. Ekonomik olarak direnemediği için ya da
elinde birden fazla plakası olduğu için bu cazip teklife evet diyen arabacılar
faytonları ve atları sattılar. İBB’nin şu an 624 atı var. Geri kalan arabacılar
hala direniyor. Karantina süresi de bitti. Yapılan kanun dışıydı ama şimdi
“ruam karantinası” kılıf da gitti. Adalar’da faytonları da
yasaklayamayacaklarına göre arabacıların iş başı yapması gerekiyor.
İBB’nin aldığı atlara ne olacağı sorusunun muhatabı İmamoğlu
Bey’dir. Ancak İzmir 32 ata bakamadı ve o atlar şimdi Ankara’daki serum
çiftliğinde eziyet çekerek ölüyorlar. Antalya Belediyesi, ne yaptığını dahi
söylemiyor. Sahiplendirdik diyor. İstanbul’daki kedi ve köpeklere İBB’nin nasıl
sahip çıktığını da hayvansever camia bizden iyi biliyor. Tek bildiğim atların
Adalar’dan çıkmaması gerektiğidir. Atlar Adalar’dan çıkarsa meçhule gider.
Hayvan hakları savunucuları Adalar’daki atların yaşamasını istiyorlarsa o
atların Adalar’dan çıkmaması için yaşam nöbeti tutmaya mecburlar.
Son soru. Kanunen
ulaşımın fayton ile yapıldığı Adalar’da bir düzen kurmak çok mu zordu? Atlar 3
ayı aşkın bir süredir ahırlarda eziyet çekiyor. Sonrasında atlara ne olacağı
belirsiz. Kasasında para olmadığından yakınan İBB 90 Milyon TL borç yükünün
altına giriyor. Sonuçta bu para da milletin cebinden çıkacak… Gerçekten merak
ediyorum, düzen kurmak tüm bunlardan daha mı zor, daha mı maliyetli olurdu?
Düzen kurmak çok kolaydır. Yeter ki istensin. Eğer bugün ada
faytonlarının düzgün bir şekilde yaşaması yönünde bir kanaat oluşsa, iddialı
konuşuyorum, 1 ay içinde, mükemmel çalışan, atlarıyla gurur duyacağınız,
dünyaya örnek olan bir uygulamaya sahip olabilirsiniz.
Sorun zaten bir düzenin olmamasından kaynaklanıyor. Adanın
ahır nizamı o kadar bozuk ki hele belediyeler tarafından yapılan resmi ahırlar.
Ahırlar kifayetsiz ve bu kifayetsizlik arabacıların suçu değil. Bu ahırlar
yapıldığında fabrika gibi yapıldı. Ada ahırları devamlı çalışan atlara göre
yapılmış ahırlardır. Adalar’da çalışan atlara uygun değildir. Atların yatmaya
yuvarlanmaya ihtiyacı vardır sağlığı için. Eskiden İstanbul’da atlı tramvaylar
varken atlar, haftada bir gün çayıra salınırdı. Askeriyede çalıştırılan atlar
yılda 1 ay nalı sökülüp, yuları alınır salınırdı. Adalarda bir tane padok alanı
yok.
Faytonculara verilecek para ile Adalar dünya çapında atçılık
merkezi olabilir. Ada faytonları dünya çapında tüm faytonları geçer. Benim
adadaki tespitlerim şudur namüsait bakım şartlarında fevkalade bakımlı ve
terbiyeli atlar var. Kalabalık ve akülü araçlara rağmen atlar sükûneti görev
yapmaları çok önemli bunu kaybetmekten korkuyorum.
Benim gönlüm ister ki, Adalar’daki polisler at kullansın.
Adalar’da atlı polisin ulaşamayacağı yer yoktur. Belediye başkanının da,
kaymakamın da makam araçları atlı olsun isterim. Atlardan ve faytonlardan uzak
insanlar faytonu zulüm zannediyorlar.















