Diğer ocak ağalarının kıskançlıkları ve Sofu Mehmet Paşa’nın
görevinden alınmasıyla Abaza Hasan, süresini doldurmadan görevinden azledildi
ve onun yerine eski bir asi elebaşı olan Ak Ali getirildi.
Haksızlığa uğradığını düşünen Abaza Hasan Paşa, 1651 yılında
Sadrazam Melek Ahmed Paşa’nın huzuruna çıkarak görevinin iade edilmesini
istediyse de Sadrazam ona vilayetine gitmesini buyurdu. Bunun üzerine canından
endişe eden Abaza Hasan, Üsküdar’a geçti ve memnuniyetsiz sipahileri etrafına
topladı. Topladığı başıbozuklarla Sadrazam’dan, kendisine haksızlık eden
kişilerin cezalandırılmasını istemesine rağmen bunu başaramadı.
Mahiyetindekilerle İstanbul’dan ayrılan abaza hasan paşa İzmit’ten itibaren
soygunlar ve baskınlar yapmaya başladı, Kastamonu’yu yağmaladı. Hükümet, isyana
karşı Çelebizade Abdülaziz Efendi’den bir fetva alarak Sivas Valisi İbşir
Paşa’yı görevlendirdi.
Ancak İbşir Paşa’nın bu görevi kabul etmekte tereddüt
göstermesi ve Abaza Hasan ile yakın ilişkileri olması hasebiyle
görevlendirilmesi uygun görülmeyerek ondan vazgeçildi ve yerine Karaman beylerbeyi
Katırcıoğlu Mehmet Paşa görevlendirildi. Başkasının kendi yerine
görevlendirildiğini duyan İbşir Paşa, Abaza Hasan Paşa’yla kuvvetlerini
birleştirdi. Abaza Hasan, Aksaray civarında Katırcıoğlu’nun birliklerini mağlup
etti. Bu başarısından sonra halktan zorla vergi toplamaya kalkışan Abaza,
bölgedeki bazı sancak beylerinin de katılımıyla Ankara’ya yürüdü.
Bu arada sarayda ağalar iktidarına son verilmiş ve Abaza
Hasan Paşa ile anlaşma zemini hazırlanmıştı. Sadrazam Siyavuş Paşa’nın Abaza’ya
Türkmen ağalığı, İbşir Paşa’ya da Halep beylerbeyliğini tevcihi ile Abaza’nın
ilk isyanı bastırılmış oldu. Ancak Abaza, hakkında ki şikayetler üzerine
Yedikule zindanlarına atıldı, 1652’de Şeyhülislam Behayi Efendi sayesinde
hapisten kurtuldu. 1654 yılında İbşir Paşa’nın sadarete tayin edilmesini fırsat
bilen Abaza Hasan Paşa büyük bir orduyla İstanbul’a geldi. İbşir Paşa bu
görevinde yalnızca altı ay kalabildi ve idam edildi. Abaza, İbşir Paşa’nın
idamına kadar ona sadık kaldı. İstanbul’dan uzaklaştırılmak istenen Abaza’ya
ise 1665’de Yeni-il voyvodalığı, 1656’da vezirlik unvanıyla Diyarbakır
valiliği, 1657 yılında da Halep valiliği verildi.
IV. Mehmed’in iktidarı sırasında siyasi istikrar bir türlü
yakalanamamış, ilk sekiz yılda on dört sadrazam denenmişti. Bunun üzerine
tecrübeli bir devlet adamı olan Köprülü Mehmet Paşa bazı şartlarla Sadrazamlık
görevini kabul etti. Köprülü’nün devlet otoritesini yeniden tesis etmek ve
sağlamlaştırmak amacıyla başvurduğu tedbirlerden kaçanlar Abaza’ya sığınıyordu.
Köprülü’nün Erdel seferi çağrısına uymayan Abaza Hasan
kendisine intisap eden Vezir Sarı Kenan Paşa, Tayyarpaşazade Vezir Ahmed Paşa,
Deli Ferhad Paşa, Ali Mirza Paşa gibi vüzera, beylerbeyi ve sancakbeylerinin
yardımıyla Konya ovasında ordu toplamaya başladı. Köprülü’nün Erdel’de olmasını
fırsat bilen Abaza ordusuyla Bursa yönünde bir takım yağma hareketlerine
girerek IV. Mehmed’den Köprülüyü azletmesini istedi. İstediği reddedilen Abaza,
kendisini yok etmekle görevlendirilmiş Bağdat Muhafızı Murtaza Paşayı Ilgın
civarında pusuya düşürerek yenilgiye uğrattı. Kışı geçirmek için Antep’e gelen
Abaza’nın bazı adamları Halep’te bulunan Murtaza Paşa’ya teslim oldu. Askeri
gücünün zayıfladığını gören Abaza Hasan Paşa anlaşma yolları aradı. Murtaza
Paşa’dan canının bağışlanması teminatını aldıktan sonra Halep’e gitti. Abaza
Hasan Paşa 16 Şubat 1659’da Halep’te bir akşam yemeği esnasında Murtaza
Paşa’nın top ateşiyle beraberindeki otuz bir isyancıyla birlikte öldürüldü. Bu
baskında Abaza Hasan Paşa’nın kardeşi Hadım Hasan Ağa’da üç oğluyla öldürüldü.
Abaza’nın isyancı bakiyelerinden seksen bin civarında tüfek ve çok sayıda
mühimmat ele geçirildi. Abaza Hasan devlet otoritesini kabul etmeyip en büyük
celali isyancısı olarak anılır.













