Başarılarıyla
Kahramanmaraşlıları gururlandıran Prof. Dr. Mustafa Necati Dağlı, sadece işini
çok iyi yapan bir doktor olmayı arzuladı, hiçbir zaman ünlü bir doktor olmayı
istemedi. Ancak geliştirdiği yöntemler, imkânsız denilen operasyonlara gözü
kara yaklaşımı ve mesleğine olan sevgisi, onu Türkiye’nin en ünlü
doktorlarından biri yaptı.
Ancak onu asıl
farklı kılan şey geliştirdiği yöntemler! Bunlardan birincisi: El üstünden
tıkanmış diyaliz fistülünü açmak. Bu yöntemle el üstündeki arter damarından
girerek yeni tıkanmış diyaliz fistüllerine balon ve stent takıyor ve tekrardan
kullanılabilir hale getirebiliyor. İkincisi: akciğer tümör kanamalarında
radyologların yaptığı koil işlemini artık koil koymadan, başka damarı
tıkayıcıyı yöntemler kullanarak akciğer kanser kanamalarını durdurabiliyor. Bu
yöntemle aynı zamanda karaciğer doğuştan damar anomalileri de kapatabiliyor,
bağırsak kanamalarını da durdurabiliyor.
Kahramanmaraşlıların
sağlık dünyasındaki gururu Prof. Dr. Mustafa Necati Dağlı ile keyifli bir
röportaj yaptık. Böbürlene böbürlene okumanız dileğiyle…
Prof. Dr.
Mustafa Necati Dağlı’yı biraz tanıyabilir miyiz?
1975 yılında Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Arıtaş Kasabası’nda doğdum. İlk ve orta öğrenimi Elbistan’da, lise öğrenimimi Göksun’da tamamladım. Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandım ve 1999 yılında mezun oldum. Elbistan 112’nin ilk kuruculuğunu yaptım. Burada 6 ay çalıştıktan sonra tıpta uzmanlık sınavını yüksek bir puanla kazanarak, Fırat Üniversitesi Kardiyoloji Bölümünde asistan doktor oldum. 5 yıllık uzmanlık eğitiminin ardından 2005 yılında Kardiyoloji Uzmanı oldum. Elazığ Fırat Üniversitesi Kardiyoloji anabilim dalında yaklaşık bir yıl uzman öğretim görevlisi olarak çalıştım. 2006 yılında Yrd. Doç oldum. 2008 yılında yaptığım çalışma ile Türkiye’deki en iyi Sözlü Bildiri Akademik Çalışma ödülünü aldım. 2010 yılında Doçent oldum. Türk kardiyoloji Derneği’nde dört yıl Koroner Kalp Hastalığı Çalışma Grubu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptıktan sonra Çalışma Grubu Başkanlığına seçildim. Doçent olduktan sonra 2013 yılında Fırat Üniversitesi Kardiyoloji Merkez Müdürlüğü’ne atandım. 2016 yılına kadar da Kardiyoloji Müdürlüğü’nü sürdürdüm. 2015 yılında profesör olarak atandım. Fırat Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalında iki yıl çalıştıktan sonra 2017 yılında görevimden istifa ederek Elazığ Medikal Park Hastanesi’ne geçtim ve aynı yıl İstanbul İstinye Üniversitesine Profesör olarak atandım. Şu an Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi olarak görevime devam ediyorum. Bilimsel alanda da birçok makale yazdım, çalışmalar yaptım, ödüller kazandım. Evliyim, iki çocuğum var.
Doktor olmaya
ne zaman karar verdiniz?
Doktor olmaya
lise 3’üncü sınıfta karar verdim. Aslında ben hastaneleri çok sevmiyordum lise
3’üncü sınıfa başladığım Eylül ayında; karar da veremiyordum Fen Bilgisi
derslerim daha güçlüydü. Babama telefon açtım: “İleride beni hangi meslekte
görmek istersin” diye sordum. Babam; “Sağımızda, solumuzda hiç doktor yok. Eğer
bir şeye kararın yoksa doktor ol” dedi.
Ben de “tamam” dedim ve ondan sonra tüm meslekleri gözümün önünden
sildim. Üniversite sınavındaki tercihlerimin hepsine Tıp Fakültesi yazdım ve
kazandım. İkinci sınıfta zaten Kardiyolog olmaya karar vermiştim. Uzmanlık
sınavında da bütün tercihlerime Kardiyolojiyi yazdım ve şükürler olsun ki kalp
doktoru oldum.
Bize biraz
meslek hayatınızdan bahseder miniz? Başarıyı nasıl yakaladınız?
2010 yılında
Doç. Dr. olduktan sonra girişimsel işlere daha çok ağırlık vermeye başladım.
Kalp ve damar hastalıkları uzmanı olduğumuz için, mesleğimizin sadece kalp
damarlarını açmaktan ibaret olmadığına inanıyordum. Bu yönden vücuda giden bütün
damarlara müdahale etmeyi kendime hedef belirlemiştim. Bu hedef doğrultusunda
damarın gittiği her yere elimizi ulaştırmalıyız diye düşünüyordum. Ameliyatsız
olarak anjiyo grafiğiyle bunu yapabiliriz, yapmalıyız düşüncesi her zaman
kafamda hâkimdi. Mesleğimdeki el
becerilerimi de bu yönde geliştirdim. Vücutta ayaktan beyine kadar olan atar
damar ve toplardamarlarda elimin değmediği, yapamayacağım işlem yok gibi. Tüm
tıkanıkları açıyoruz. Bunun yanında bağırsak arteri, bacak arterleri, ayak
arterleri uyluk arterleri, beyin arterleri, boyun arterleri, kalp arteri,
kollar, kollara giden atardamarlar ve toplardamarlar ile bacaklara giden
toplardamarlar aklınıza gelen tüm kardiyoloji ve radyolojideki damarla ilgili
bütün işlemleri tek başıma yapabiliyorum. Sadece kalp damarı açmaktan öte
aslında kendimi kalp doktorunun yanında damar doktoru olarak özetleyebilirim.
Operasyonlarda
için kendi geliştirdiğiniz yöntemler öne çıkıyor. Bu yöntemler nedir?
Damarın
gittiği her organa elimiz değebiliyor, şükürler olsun. Son üç yılda
geliştirdiğim metotlardan üç tanesinden bahsedeceğim. Birincisi; El üstünden
tıkanmış diyaliz fistülünü açma işlemini yapıyoruz. Bu dünyada el üstünden
yapılmıyordu. El üstündeki arter damarından girerek yeni tıkanmış diyaliz
fistüllerine pıhtıyı parçalayıp eriterek, balon ve stent takarak tekrardan
kullanılabilir hale getiriyoruz. Diğeri; akciğer tümör kanamalarında
radyologların yaptığı koil işlemini artık koil koymadan, başka damarı
tıkayıcıyı yöntemler kullanarak akciğer kanser kanamalarını durdurabiliyoruz.
Ayrıca bu yöntemin aynısını karaciğere giden Hemanjiom Vasküler Anomalileri ve
vucuddaki diğer damarsal anomalileri de kapatabiliyorum. Ayrıca yine bu aynı
yöntem ile koil olmadan bağırsak, böbrek ve diğer organ kanamalarını da durdurabiliyorum. Bunlar ekstradan daha çok radyologların
ilgilendiği koil ile yaptıkları yöntemi ben farklı bir yöntem ile
kapatabiliyorum. Belki de dünyada özellikle akciğer tümör kanaması ve karaciğer
hemanjiomu kapatmadabu yöntemi ilk kullanan kişi olduğumuzu düşünüyorum.
Bununla ilgili literatür yazımızı tamamlamak üzeriyiz.
Necati
Dağlı’nın başarılı bir doktor olarak ünlü Kardiyologların arasına girmesi nasıl
oldu?
Hiç kolay
olmadı. Ben hayatım boyunca hep çalıştım. Lise 3’ten sonraki hayatıma baktığım
zaman ders çalışma ve mesleki çalışma ile geçti. Tıp Fakültesi’nde de öyle çok
çalıştım. Daha sonra asistan doktor olarak atandıktan sonra bana verilen
işlerin hepsini yerinde, zamanında bitirip görev veren hocama tekrar geri dönüş
yaparak bilgilendirdim. Kendimi meleğime hakkı ile fedakarane özverili bir
şekilde yapacağıma dair bir hedefe kilitledim. Bu hedef ise ünlü değil iyi ve
başarılı bir kardiyolog olmaktı. Hastalarıma güven telkin edeceğim dertlerine
şifa vesilesi olacağım iyi bir insan ve Kardiyolog olmaktı. Bu nedenle hem
bilgimin hem el becerimin çok çok iyi olması gerekiyordu. Kendimi her daim
eğitmeye kararlıydım.
2010 yılından
itibaren sonra yüksek riskli olan kimsenin dokunmadığı veya dokunamadığı
işlemler ilgimi çekti. Bunların eğitimine gittim. Daha sonra bunları sürekli
kendim yapmaya başladım. Bunun yanında sürekli ekstra neler yapabilirim diye
düşünüyordum. Bu yönde sürekli düşünüş, arayış ve okuma vardı. Bunları
yapabilirimi kafaya koyduktan sonra okuyarak kendimi geliştirdim. Artık her şeyi
yapabildiğim için farklı şeyler denemeye başladım. Mesela bağırsak kanamaları,
akciğer tümör kanamalarında ve karaciğer ve diğer organ doğumsal damarı
ameliyatsız tedavi etme (embolizasyon) işlemlerinde koil ile yapıldığını
biliyordum. Radyologların yaptığını biliyordum. Hiçbir Kardiyolog yapmıyor veya
yapamıyordu. Ben nasıl yapabilirim kendi malzemelerimizle diye düşündüm. Ben
kalpte kullandığımız kateterleri ve malzemeleri kullanarak diğer üretilmiş çok
pahalı tıkayıcı malzemeleri kullanmadan kendimiz kalp damarını açmaya yarayan
malzemeden tıkama malzemesini kullanarak bu işlemleri yaptım. Ayrıca bağırsak
ve Çölyak arteri (karaciğer dalak ve mide ve pankreas damarı ) tıkanıklıklarını
gidermede oldukça başarılı işler yaptık. Çölyak arter, karaciğer ve dalağı
besleyen en büyük arterdir, karından çıkan büyük damarlardandır. Yüzde yüz
tıkanıklığa müdahale eden Türkiye’deki bir, iki doktordan birisiyim. Çölyak
arteri yani karaciğer ve dalak arteri tıkanıkları olan Türkiye’nin her yerinden
gelen hastalarım oluyor. Onların başarılı bir şekilde sağlıklarına kavuşmasına
vesile oluyoruz. Tek cümleyle özetleyecek olursam ünlü kardiyolog olmayı hiç
istemedim. Sadece mesleğimi iyi yapmak istedim. Çünkü dünyadaki en değerli şey,
insan hayatıdır. Bir kişinin hayatını kurtarmanın tüm insanlığı kurtarmak gibi
olduğu bilinciyle hareket ettim. Diğer ünlü kardiyologlar arasına girme ise
hediye olarak geldi.
Elazığ’da
görev yapmanızın önemli bir sebebi var mı ve kendi şehriniz Kahramanmaraş’ta
görev yapmayı hiç düşündünüz mü?
Kahramanmaraş
benim sevdam, benim özlemim, mutluluğum, huzurum. Memleketimi ve memleketimin
insanlarını çok seviyorum. Ne zaman olsa göreve hazırım, görev yapmayı
düşünüyorum, her zaman kalbimden geçiyor. Yaklaşık 20 yıl önce asistan doktor
olarak Elazığ'a geldim ve sonrasında burada görevimi icra ediyorum. Vatanımızın
her toprağı tabi ki bizim için kutsal ve değeri tartışılmaz. Ama doğduğum kendi
canımda kanımdan olan insanların yaşadığı memleketim, toprağım bir tık daha
yukarda.
Kahramanmaraş’tan
Elazığ’a gelen hasatlarınız oluyor mu? Kahramanmaraşlı hastalar
karşılaştığınızda neler hissediyorsunuz?
Elazığ,
Kahramanmaraş’ın üçte biri kadar olan bir yer. Bana Kahramanmaraş’tan
yoğunluklu hasta geliyor. Çok mutlu oluyorum. Onlara cep numaramı da veriyorum.
Herhangi bir sıkıntı durumunda anında ulaşabilmeleri için. Sadece
Kahramanmaraş’tan değil; Türkiye’nin her tarafından hasta geliyor. İzmir,
Antalya, Adana, Mersin, Hatay, İskenderun, Diyarbakır, Batman, Cizre, Şırnak,
Erzurum, Muş, Bingöl, Tunceli, Malatya, Kayseri, Nevşehir, Ankara, Kütahya,
İzmit, İstanbul, Ankara’dan takip ettiğim hastalar var. Yani hiçbir çare
bulamadıkları zaman hastalar internete yöneliyorlar. Sosyal medya
hesaplarımdaki iletişim numaramdan bana ulaşıyorlar. Elimizden geldiğince herkese
yardımcı ve çare olmaya çalışıyoruz.
Hiç yapamam
dediğiniz operasyon oldu mu?
Şahsen olmadı
diye söylersem inşallah ukalalık olarak algılanmaz. Ben yapacağım işlemi
söylerim ve bu işlemin riskini anlatırım hastaya. Yüzde 90 risk ile
operasyonuna girdiğim 90 yaşında, 98 yaşında, 108 yaşında çok hastam oldu.
Hastaya işlem sırasındaki ters gidebilecek yüzdeyi veriyorum. Tabi
avantajlarını da söylüyoruz. Dezavantajlarını da söylüyoruz. Bu konuda ben
korkusuzum, gözüm kara! Ne yapabileceğimi ve sorun çıktığı zaman onu nasıl
halledebileceğimi iyi biliyorum. Son beş, altı yıldır ben bunu yapamam dediğim
hiç bir vaka hatırlamıyorum.
Katıldığınız
en zorlu operasyon hakkında bilgi verir misiniz?
Benim
katıldığım operasyonların hepsi çok zorlu. Yüzde 90 ölüm riski ile girdiğim
vakalar da oldu. Ama hiç unutmadıklarımdan bir tanesi Kocaeli’nden karın damarı
tıkalı olan bir hasta gelmişti. Bağırsak Arteri ve Çölyak Arteri tıkalıydı. Biz
dedik ki bunlara bakmadan önce kalp damarına bakalım. Kalp damarlarına
girdiğimizde Kocaeli’nden gelen hastamızın kalp damarlarının hepsi tıkalıydı.
Hastaya acil baypas önerdik, hastanın göğüs ağrısı vardı. Tansiyonu düşüktü
şoka gidiyordu. Gece saat 10.00 gibiydi cerrahları aradım. Doktorlar, “Bu kadar
yüksek riskli genç hastayı ameliyata alamayız, ölür” dediler. Hasta yakını;
“Ben buraya baypas için gelmedim, bağırsak damarı için geldim” dedi. Kateter
laboratuarında hem hasta hem de hasta yakınıyla yaklaşık yarım saat karar
vermeye çalıştık. En sonunda hasta ve hasta yakını, “Hocam biz size
güveniyoruz” dediler. Yüzde doksan ölüm riski vardı işlemde. Distal ana koroner
dahil kalbi besleyen tüm damarlar tıkalı ve kalbin en büyük damarı çıkışından
itibaren yüzde yüz tıkalı idi. Biz,
hastayı anjiyoya tekrar alarak stent işlemine geçtik. Kateter laboratuarında
başarılı bir şekilde kalp damarlarını açtık. Hastamız İzmit’te gayet mutlu ve
sağlıklı yaşıyor. Kendisiyle hala görüşüyoruz.
Prof. Dr.
Necati Dağlı ’nın hedefleri nelerdir?
Ben tıp
fakültelisi ikinci sınıfta koyduğum tüm hedeflerime ulaştım. Allah’a şükürler
olsun istediğim beceride bir hekim olduğumu, hayalini kurduğum gibi bir hekim
olduğumu düşünüyorum. Kendime asla şuranın başına geçeceğim veya şuarada
yönetici olacağım gibisinden bir hedef koymadım. Ama bazen çok güzel bir
şekilde her türlü hizmet verebileceğimiz, bir kalp ve damar hastanesi aklımdan
geçiyor. Yani daha çok özellikli daha çok hastanın olduğu daha farklı işlemlere
de el atabilir miyiz, diye de çok düşünüyorum aslında. Böyle bir merkezin alt
yapısını kurma yönünden de herhangi bir sorun yaşayacağımı düşünmüyorum.
İhtiyacı olan bir yere her türlü damarsal işlemin yapılabildiği kalp ve damar
hastanesi kurmak öncelikli hedeflerim arasında. Tabi burası ülkemiz de
olmayabilir. Tıpta çok geri kalmış ama yatırım yapmak isteyen Türkî
Cumhuriyetlerimizdeki yerler olabilir.
Aktif görevde
olduğunuz mesleki ve sivil toplum kuruluşları hangileridir?
Şuan Türk
Kardiyoloji Derneği ve Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin üyesiyim. Bunun dışında,
Sağlık Sen ve Türk Tabipler Birliği’ne üyeyim.
Doktorluk
hayali olan gençlere ne tavsiye edersiniz?
Doktorluk
hayal olan gençlere ilk tavsiyem ne için istedikleridir. Eğer doktor olmayı
para için istiyorlarsa bence bu işe hiç girmesinler. Çünkü doktorluğa
verecekleri emeğin yarısını başka bir mesleğe verseler zaten o parayı veya daha
fazlasını kazınırlar. İkinci tavsiyem doktorluk yaptıkları zaman insanların
ıstırapları, kederleri, üzüntüleriyle ilgilene bilme sabrını gösterebilecekler
mi? Bunu, yapıp ve bunun sonucunda kendilerini mutlu ve huzurlu hissediyorlarsa
bu hayallerinden asla vazgeçmesinler. Doktor olmayı istiyorsun ve mutlu
olacağına inanıyorsun, düzenli sürekli olan bir çalışma gerektiriyor. Bu
çalışmayı da sağladıktan sonra önleri açık. Türkiye’nin en başarılı hekimleri
olabileceklerinin garantisini veriyorum.
Sorularımıza
zaman ayırıp cevap verdiğiniz için teşekkür ediyoruz.
Ben, çok teşekkür ediyorum. Bana bu fırsatı sağladığınız için! Doğduğum, büyüdüğüm, hasretini çektiğim huzur bulduğum memleketim Kahramanmaraş’ı özlemle, hasretiyle her zaman yâd ediyorum.
Mesleğine olduğu kadar Kahramanmaraş’a da büyük bir sevgi besleyen Dağlı, aynı zamanda edebiyatla da ilgileniyor. Dörtlük şeklinde şiir yazmayı seven Dağlı’nın, küçük çizimler ve semboller yapmak da hobileri arasında. Ayrıca kişisel gelişimle de ilgileniyor. |
















adam gercekten mesur bir doktormus taa kanadadan duydum ismini yabancilar konusurken bende gurur duydum .