Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Onikişubat İlçe Başkanlığı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Samsun’a çıkışının 100. Yılı anısına bir iftar programı düzenledi.

Arsan Center Tuğra Restaurant’ta düzenlenen iftar yemeği dua eşliğinde başladı. Oruçların açılmasının ardından selamlama konuşmaları yapıldı. Katılımcılarca hep bir ağızdan İzmir Marşı’nın söylendiği programda Bilo Can, eşsiz sesiyle mini bir konser verdi.

Programın ev sahipliğini üstlenen CHP Onikişubat İlçe Başkanı Ünal Ateş, konuşmasına gençlerin bayramına kutlamakla başladı.

ATEŞ: MAYIS AYI BİZİM İÇİN ÖNEMLİDİR!
Mayıs ayının Cumhuriyet Halk Partisi ailesi için önemli olduğunu belirten Ateş, şöyle konuştu: “1 Mayıs’ta emeğin ne kadar yüce olduğunu haykırırız hep beraber meydanlarda. 77’de kaybettiklerimizin burukluğu ile 5 Mayıs’ı… Hıdrelllez’e geldiğimizde, Hıdrelllez Bayramını kutlamak yerine o üç güzel atlara binip giden üç fidanı anarız, 6 Mayısta! Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i… Dedim ya Mayıs ayı önemlidir bizim için! Kaybettiklerimiz vardır, acımız vardır, yasımız vardır. Ama umudumuz da vardır bizim Mayıs’ta! Baharla birlikte yeşeren taptaze umutlarımız vardır; kendimiz adına, ülkemiz adına, halkımız adına… 17 Mayıs’ta adaletsizliğe yuh çeken, yiğidi kuru soğana muhtaç eden Mahsuni’yi anarız. 18 Mayıs’ta Türkan Saylan’ı asla unutmayız, İbrahim Kaypakkaya’yı unutamayız. Ama işte Mayıs’ın 19’u olduğunda umutların en güzeli yeşerir hepimizin içerisinde! Umut adına, kurtuluş adına, o tütün iskelesine atılan ilk adım var ya; o ilk adım! Sadece bir ulusun kurtuluşu olmamıştır o ilk adım. Emperyalizmin dünyada yenilebilineceğinin en büyük göstergesi olmuştur o ilk adım. İşte o ilk adımın atıldığı gün bugün.”

BOZAN: EN TEMEL KAYNAĞIMIZ 19 MAYIS’TIR!
Programda konuşan Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan, 19 Mayıs tarihinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün o kadar önemli bir gün ki artık Cumhuriyet Halk Partisi ailesi olarak bizim en temel kaynağımız; 19 Mayıs’tır. Nasıl ki Nurhak bu bölgede bir kıvılcım, bir ateş yakmış ise bu kıvılcım, bu ateş Kahramanmaraş’ın her bölgesine muhakkak ki sirayet edecekse; 19 Mayıs 1919 yılında yakılan ateş tüm Türkiye’ye sirayet etmiştir. Ve tüm Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin fitilini ateşlemiştir. Hala bugün 19 Mayıs 1919’daki kadar genciz. Hepimiz Cumhuriyet kadar genciz. Hepimiz demokrasi kadar genciz. O yüzden yaşa takılmaksızın herkesin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.”

ŞENGÜL: SAMSUN’DA 55 GENCİMİZLE BİRLİKTE TEMSİLDEYİZ!
Programda selamlama konuşması yapan CHP Kahramanmaraş İl Başkanı Esat Şengül, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında partisinin Kahramanmaraş teşkilatının özverili bir çalışma sergilediğini belirterek şu ifadelere yer verdi: “Bugün 100. Yılını kutladığımız 19 Mayıs 1919 Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı hepimize ve ulusumuza kutlu olsun. Sabahın erken saatlerinde Sevgili İlçe Başkanlarımızın kendi ilçelerinde çelenk sunmayla başlayan kutlama etkinlikleri Kahramanmaraş il örgütümüz adına Samsun’da 55 gencimizle birlikte temsildeyiz. Birbirinden kıymetli 10 tane yöneticimiz ve Atatürkçü Düşünce Derneğiyle Ankara’da temsildeyiz. Yine İl Başkan Yardımcımız aracılığıyla İstanbul’daki 19 Mayıs etkinliklerini kutladık. Bundan dolayı Kahramanmaraş’ın zor bölgesinde siyaset yapan tüm sevgili dostlarıma Kahramanmaraş örgütünün ne kadar kıymetli ne kadar özverili olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Sabah başlayan etkinliklerimiz akşam da çok değerli Onikişubat İlçe Başkanımız, İlçe Kadın Kolları Başkanımız, İlçe Gençlik Kolu Başkanımız ve sürece katkı sağlayan değerli yöneticilerimiz sayesinde bugün bir başka anlam kazandı. Mübarek günde 100. Yılı kutlamayı bize nasip eden Onikişubat teşkilatlarımızın değerli yöneticilerini yürekten kutluyorum.”

ŞENGÜL: ZAFERİMİZİ KİBİR VE NEFRETLE GÖLGELEMEDİK!
Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı istiklal mücadelesinin centilmenlik boyutuna dikkat çeken Başkan Şengül, şöyle devam etti: “Bundan bir asır önce İstanbul’da büyük bir yürüyüş başlamıştı. Bandırma Vapuru’nun yükü ağırdı. Sadece 48 asker değildi taşıdığı! Bütün bir ulusun umudunu, dualarını, inancını taşıyordu. Büyük bir asker berbaerinde inanmış yoldaşları, tarihin eşsiz bağımsızlık savaşlarından birisini Samsun’da ilan ettiler. Bağımsızlık yürüyüşü Anadolu toprağında 3 uzun yıl, 3 ay 20 gün sürdü. Ve nihayet 9 Eylül’de İzmir’de vatanımızın ve ulusumuzun bağımsızlığını ilan ettik. Zaferimizi kibir ve nefretle gölgelemedik. Emperyalizmin ve faşizmin tüm dünyayı hükmü altına almaya başladığı yıllarda Anadolu’da özgür bir cumhuriyet inşa ettik. Bu büyük mücadele de işte o gün başladı: 19 Mayıs’ta! Bizlere ve özellikle gençlerimize düşen; bunu muhafaza ve müdafaa etmektir.”

BİRSEN SARAÇ: 19 MAYIS TÜRKİYE’NİN DOĞUMUDUR!
Programa katılmak için İstanbul’dan gelen Anadolu Kadın Hareketi Başkanı Birsen Saraç, 19 Mayıs’ın Türkiye’nin doğumu olduğunu belirterek Atatürk’ün 19 Mayıs yolculuğu, öncesi ve sonrası hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Yıl; 1853. Yer; Rusya’nın St. Petersburg kenti. Rus Çarı Nikolay bir partide, İngiliz Büyükelçisinin yanına gidiyor. Elimizde diyor, çok hasta bir adam var. Çok hasta, diyor. Her an öldü-ölecek, diyor. Biz buaradan payımızı isteriz, diyor. İstanbul bizim, diyor. Hemen ingiliz Büyükelçisi Londra’ya haber gönderiyor. Rusya da İstanbul’u istiyor; en iyisi elimizi çabuk tutalım, diyor. Padişah sarayda, gözlerini kapatmış, her türlü ihanetin içinde! Geçmişin bütün büyük şölenleri, geçmişin bütün büyük başarıları bitmiş. Bir zamanlar yedi düvele hükmeden Osmanlı İmparatorluğu artık yıkıldı, yıkılacak. Sadece sorun son darbneyi kimin vuracağıydı. Osmanlının bütün topraklarında cephelerde savaşlar devam ederken; Çanakkale’den müjdeli haberler gelince; belki bir umut, deniyor. Birinci Dünya Savaşı bitiyor; ama Mondros Mütearekesiyle ülkenin boynuna zincirler dolanıyor. Ve ben bunu kabul edemem diyen çelik iradeli Mustafa Kemal çıkıyor. Ülkem özgür olmadan ben nasıl özgür olabilirim, diyen Mustafa Kemal, en son Şişli’deki evinde Samsun’a çıkmadan birkaç gün önce yaveriyle konuşuyor. Yaveri yanına geliyor. Paşam, diyor. Bu süre içinde ben de size eşlik edeceğim, diyor. Bu seyahatiniz ne kadar olacak, diyor. Kısa mı , uzun mu olacak; ben hazırlığımı ona göre yapayım, diyor. Mustafa Kemal; Hayır çocuk, sen ailenle vedalaş diyor. Bu seyahatimizin nasıl olacağı belli olmaz, diyor. Mustafa Kemal, son gece annesi ve kız kardeşinin yanına gidiyor. Onlarla vedalaşıyor ve sonunda söylüyor: Ben yola çıkıyorum, bu yolda gidiş var dönüş yok, diyor. Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal’e sarılıyor. Zübeyde Hanım üzülüyor ama oğlunu geri döndüremiyor. Bu topraklar özgürleşmedikçe bana yaşam yok diyor Mustafa Kemal ve yola çıkıyor. İşte böyle bir Mustafa Kemal! Bu yola çıkıştan sonra 19 Mayıs 1919 benim doğumum diyor Mustafa Kemal! Benim doğumum derken aslında yanmış, bitmiş, yıkılmış ve imparatorluktan da yeni çıkan Türkiye Cumhuriyeti’nin doğumunu kastediyor. Anadolu’nun yeniden doğumudur.”

NECDET SARAÇ: SAMSUN, TÜRKİYE AÇISINDAN BİR KIRILMA NOKTASIYDI
Kürsüye son konuşmacı olarak gelen Araştırmacı Yazar Necdet Saraç, 19 Mayıs’ın Türk domakrasi ve siyasi tarihi açısından önemine değinerek şunları kaydetti: “Bugün Türkiye siyasi tarihinin bütün partilerinin temsilcileri Samsun’daydı. Niye Samsun’daydı? Çünkü Samsun bir kırılma noktasıydı. Samsun, 1919’da bir kırılma noktasına dönüştü. Türkiye açısından yeni bir adım atıldı. Ama yeni adımlar kolay atılmaz. Yeni adımları çok sıran adamlar atamaz. Yeni adımları gerçekten farklı düşünmeyenler atamaz. Yeni adımları devrimci olmayanlar atamaz. Mustafa Kemal Atatürk, devrimci olduğu için bu adımı attı.”

Necdet Saraç’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:
“MUSTAFA KEMAL, DÖNEMİN EN PARLAK KOMUTANLARINDAN BİRİDİR”
Sene 1919! 8 Haziran Mustafa Kemal’e İstanbul’dan telgraf gelir. Denilir ki; acele olarak İstanbul’a dön. Niye dönmesini istediler Mustafa Kemal’in? Çünkü Mustafa Kemal işgal edilen Türkiye’yi, işgal edilen İstanbul’u, işgal edilen İzmir’i bir bağımsızlık mücadelesiyle yeniden kurtulabileceğini düşünüp Samsun’dan itibaren bu işi örgütlemeye başladı. Padişah Vahdettin ve İngiliz güçleri Mustafa Kemal’in geri dönmesini istediler. Mustafa Kemal, şöyle bir isimdir: Mustafa Kemal, dönemin en parlak komutanlarından biridir. Anafartaları kazanmış, Çanakkale’de destan yazmış. Suriye’de, Trablus’ta görevlerde bulunmuş ve dönemin en önemli parlak komutanlarından bir tanesi. Bu bir tercihtir. Mustafa Kemal, geri dönebilirdi. Mustafa Kemal, padişahın söylediğini yapabilirdi. Mustafa Kemal, bir takım kurallara uyabilirdi. Ve yine bir ağırlık oluşturabilirdi. Ama o, bugünlerden pek göremediğimiz, pek yakından tanık olamadığımız bir iş yapıyordu. Şanı, şöhreti, olanakları elinin tersiyle itiyordu. Askeri üniformasını çıkarıyor ve bu ülke İngiliz emperyalizminin, bu ülke Fransız emperyalizminin boyunduruğunda olama, diyor. Bu ülke bağımsız olmalıdır. Bu ülkede milli sınırlar yeniden kurgulanmalıdır, bu ülke kendi ayakları üzerine dikilmelidir, diyor. Ve Samsun’dan itibaren başlıyor.

“MUSTAFA KEMAL’İ KIYASLAMA ŞANSIMIZ YOK”
Düşünün son 15-20 yılda böyle bir gelenekten gelen Türkiye’de, Genel Kurmay’da görev yapmış Genel Kurmay’da Başkanlık yapmış, Generallik yapmışlarla Mustafa Kemal’i kıyaslama şansımız var mı? İşte kıyaslama şansımız olmadığından dolayı Mustafa Kemal! Kimle kıyaslanıyor biliyor musunuz Mustafa Kemal, dünyada? Sezar ile kıyaslanıyor. Büyük İskender ile kıyaslanıyor. Napolyon ile kıyaslanıyor. Onlarla kıyaslanırken; Mustafa Kemal’i onlardan faklı kılan özelliklerden bir tanesi bağımsızlığına düşkün olması. En önemli özelliklerinden bir tanesi aklı tercih etmesi. Çünkü Mustafa Kemal’i Mustafa Kemal, yapan en önemli özelliklerden biri de o. Bin yıldır bu topraklarda bir-iki çizgi mücadelesi yürüyor. Yürüyen mücadelenin bir tanesi ne? 1919’da Mustafa Kemal’de görüyoruz. O çizgi öyle bir çizgi ki; o çizgi, aklı temsil ediyor. O çizgi, bilimi temsil ediyor. O çizgi, aydınlığı temsil ediyor. O yüzdendir ki; 1919’da Mustafa Kemal ile başlayan o çizgi, Nazım Hikmet ile buluşur. O çizgi, Eğitim Köy Enstitülerinin çok önemli ismi Can Yücel’in babasıyla buluşur. O çizgi, Yaşar Kemal ile buluşur. O çizgi, Ahmed Arif ile buluşur. O çizgi, Yılmaz Güney ile buluşur. O çizgi, Deniz Gezmiş’lerle buluşur. Bu çizgi, böyle bir çizgi. Bu çizginin 100 yıl sonra 1919’a göre geri düştüğünü görüyoruz. Bu yıl 100’üncü yılından dolayı bu kadar sahiplenilmesinin arka planında ne var biliyor musunuz? Türkiye’de artık bir dönem kapanıyor. Yeni bir siyasal iklim oluşuyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ankara, Adana, Antalya, Mersin, İzmir, İstanbul gibi büyük illeri kazanmış olması bir dönemi artık değiştiriyor.







