Göz kırpma, baş sallama, omuz silkme gibi tikler, çocuğun
hayatını olumsuz etkileyebiliyor, ailesi ve çevresiyle olan ilişkilerini
bozabiliyor. Göz kırpma şeklinde başlayan tik bozukluğunun 1 ay sonra baş
sallama şeklinde devam edip yer değiştirebileceğine dikkat çeken uzmanlar,
çocuğu sürekli uyarmanın tik bozukluğunu uzun vadede artırdığının altını
çiziyor.
Üsküdar Üniversitesi npİstanbul Beyin Hastanesi Çocuk Ergen
Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. mine elagöz Yüksel, tik bozukluğuna ilişkin
değerlendirmelerde bulundu.
Tikler yer değiştirebilir
Çocuklarda istekleri dışında ani ortaya çıkan kas
hareketlerine tik denildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel,
“Örneğin göz kırpma, omuz silkme gibi hareketler meydana gelebilir. Bazen ses
çıkarma şeklinde vokal tikler de görülebilir. Tikler, bir süreliğine çocuk
tarafından baskılanıp ertelenebilir ancak tiklerin tümden kontrolü çocuğun
elinde değildir. Tikler yer değiştirebilir; örneğin göz kırpma şeklinde
başlayan tik bozukluğu 1 ay sonra baş sallama şeklinde devam edebilir. Hatta
zaman içinde tamamen kaybolduğu dönemler olabilir” dedi.
Tik bozukluklarında aileler ne yapmalı?
Ailelerin tik bozukluğu olan çocuklara sürekli uyarıda
bulunmasının tik bozukluğunu ortadan kaldırmadığını ve sorunu daha karmaşık bir
hale getirdiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Tik bozukluğu olan
çocuklara ailelerin yaklaşımı kimi zaman tiklerin çocuğun elinde olduğunu
düşünmeleri nedeniyle “yapma, o şekilde davranma” şeklinde uyarılarda bulunuyor
ya da ceza verdiklerini görebiliyoruz. fakat biliyoruz ki bu şekilde davranmak
tik bozukluğunu uzun vadede arttırıyor. Çocuklar tiklerini kısa süreli
durdurabilirler, baskılayabilirler. Örneğin bazen okulda hiç yapmayabilirler ya
da ben istersem bunu yapmayabilirim diyebilirler. Bu söylemler aileleri
yanıltabiliyor. Bu durum ailelerde ‘Çocuk isterse tikini yapmaz, kasten
yapıyor’ gibi bir algıya sebep olabiliyor. Oysa ki tikler kısa süreli
bastırılabilir fakat uzun vadede bastırılamaz ve çocuğun bununla baş edebilmesi
zordur. Bu nedenle çocuğu sürekli yapma şeklinde uyarmak doğru değildir”
uyarısında bulundu.
Alttaki neden ortaya çıkarılmalı
Tik bozukluğunun tedavi edilebildiğini kaydeden Yrd. Doç.
Dr. Mine Elagöz Yüksel, tik bozukluğunun altında başka nedenlerin de
olabileceğini belirterek şunları söyledi:
“Ailelere çocuklarında herhangi bir tik bozukluğu gördükleri
zaman bir çocuk ergen psikiyatri uzmanına başvurmalarını öneriyoruz. Çocuğun
detaylı değerlendirilmesi, tiklerin altında yatan nedenlerin ortaya çıkarılması,
tik bozukluğuna eşlik eden herhangi bir başka durumun olup olmadığının
saptanması bizim için oldukça önemli.”
Mutlaka bir uzmana danışılmalı
Tik bozukluğunun genellikle orta çocukluk döneminde daha sık
görüldüğünü, ergenlik dönemiyle beraber biraz azalmaya başladığını kaydeden
Yrd. Doç. Dr. Mine Elagöz Yüksel, “Yetişkin dönemde genelde çok azı artık
kalıcı hale geçer fakat tik bozukluğunun altında yatan neden ortadan kalkmadığı
sürece tik bozukluğu geçse de çocukların başka rahatsızlıkları söz konusu
olabilir. Tik bozukluklarına eşlik eden diğer hastalıklar da mutlaka tedavi
edilmelidir. Aksi halde çocuğun tik bozukluğunun yanı sıra kaygı bozukluğu,
Obsesif Kompülsif Bozuklukları ya da Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
ve depresyon gibi diğer rahatsızlıklarla baş etmek zorunda kalması çok
olasıdır. Tik bozukluğunun tedavi edilmemesi çocuğun özgüvenini azaltabilir,
arkadaş ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilir. O nedenle mutlaka bir çocuk
ergen psikiyatri uzmanına başvurmalarını öneriyoruz” diye konuştu.










