Teklif, sadece hukuki bir düzenleme değil, aynı zamanda Türkiye’nin dijital geleceği için bir manifesto niteliğinde.
Bugüne kadar mevzuatta net bir tanımı bulunmayan yapay zekâ, bu teklifle ilk kez kapsamlı şekilde tanımlanıyor. Teklife göre, yapay zekâ sistemleriyle suç işlenmesi halinde sorumluluk doğrudan kullanıcıya yükleniyor; geliştiriciler de sorumluluktan muaf tutulmuyor.
Öztürk, bu noktada şu ifadeleri kullandı:
“Yapay zekâya suç unsuru taşıyan komut veren kişi artık doğrudan fail sayılacak. Geliştiriciler de sistemin yanlış kullanımına kapı açıyorsa sorumluluk üstlenecek. Böylece hem vatandaşlarımızın güvenliği sağlanacak hem de hukukta önemli bir boşluk kapanacak.”
Teklifin en dikkat çeken yönlerinden biri de deepfake içeriklere getirilen zorunluluk. Yapay zekâ aracılığıyla üretilen tüm deepfake içeriklerde “Yapay Zekâ Tarafından Üretilmiştir” ibaresi bulunacak.
Öztürk, “Bir kişinin hiç söylemediği sözleri söylemiş gibi gösteren, toplumda infial yaratabilecek sahte videolar artık açıkça etiketlenecek. Vatandaşımız hangi içeriğin gerçek, hangisinin yapay olduğunu kolayca anlayacak” dedi.
6 saatlik kritik süre
Kanun teklifi, yapay zekâ içeriklerinin hızla denetlenmesi için de yeni kurallar getiriyor. Kişilik haklarını ihlal eden veya kamu düzenini tehdit eden yapay zekâ içerikleri en geç 6 saat içinde kaldırılacak.
Öztürk, bu düzenlemenin nedenini şu sözlerle açıkladı:
“Dijital dünyada saniyeler bile önemli. Kişilik haklarını ihlal eden veya kamu güvenliğini tehdit eden içeriklerin hızla yayılması toplumda geri dönülmez zararlar doğurabilir. Bu yüzden 6 saatlik süreyi zorunlu kılıyoruz.”
Seçim güvenliği için yeni önlem
Teklife göre, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), seçim döneminde manipülasyon amacı taşıyan yapay zekâ içeriklerine karşı acil erişim engeli getirebilecek.
Öztürk, “Seçim süreçleri demokrasimizin kalbidir. Sahte içeriklerle milli iradenin gölgelenmesine asla izin veremeyiz. Bu düzenleme seçim güvenliğimizin de teminatıdır” diye konuştu.
“Türkiye artık kuralları koyan ülke olmalı”
Halil Öztürk, teklifin Türkiye’nin dijital bağımsızlığı için kritik bir dönüm noktası olduğunun altını çizdi:
“Nasıl ki savunma sanayisinde kendi teknolojimizi geliştirerek dünyada söz sahibi olduysak, dijital alanda da kendi hukuk kurallarımızı koyacağız. Yapay zekâ konusunda Türkiye sadece izleyen değil, kuralları belirleyen bir ülke olmalıdır.”
“Türkiye açısından öncü bir adım”
Adli Bilişim Uzmanı ve Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık, TBMM’ye sunulan yapay zekâ kanun teklifini Türkiye için kritik bir adım olarak değerlendirdi. Kırık, yapay zekânın artık yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda hukuk ve güvenlik meselesi haline geldiğini vurgulayarak, “Bu düzenleme, bireylerin kişilik haklarını korumakla kalmıyor; aynı zamanda seçim güvenliğinden kamu düzenine kadar geniş bir çerçevede dijital istikrarı sağlıyor. Türkiye’nin bu alanda öncü rol üstlenmesi, uluslararası alanda da önemli bir mesaj niteliğinde” dedi.












