Menopoza girme yaşı günbegün düşüyor. Sıklıkla 50’li
yaşlarda meydana gelen menopoz, kadının çalışma hayatında daha aktif rol
alması, yoğun ve stresli iş yaşamı nedeniyle artık 30’lu yaşlarda da
görülebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden
Op. Dr. Evrim Aksoy, “18 Ekim Dünya Menopoz Günü” kapsamında kadınların menopoz
konusunda dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
Menopoz görülme yaşı giderek düşüyor
Kadının son adet kanaması anlamına gelen menopoz, adet
kanamaları ve siklusların bir sene içerisinde gerçekleşmemesi sonucu tanı alır.
Genellikle 45–55 yaşları arasında meydana gelen menopozun bu 10 yıllık dönemine
klimakterium adı verilir. Menopozda ortalama yaş 51 olmasına rağmen, 38–58
yaşları arasında da görülebilmektedir. Menopozdan sonraki yılları kapsayan
döneme ise postmenopoz adı verilir. Perimenopoz veya premenopoz adı verilen
dönemler kadınlarda kırklı yaşlarda başlar ve 4–6 yıl arasında devam eder. Bu
döneme girildiğinde adet kanamaları ve sikluslarda düzensizlikler başlar, adet
siklusları uzar, kanama miktarında ve süresinde değişiklikler meydana gelir.
Menopozda 40 yaş öncesi erken, 55 yaş sonrası geç kabul
ediliyor
40 yaş öncesi, adet kanamalarının kesilmesi erken menopoz
olarak tanımlanır. Yumurtalıkların fonksiyonlarını sürdüremediği bu durum nadir
olarak görülür ve erken tedavisi oldukça önemlidir. Çünkü erken menopoz kemik
erimesi problemini erken yaşlarda beraberinde getirirken, geri dönüşü zor olan
kemik zayıflıklarına da sebep olur. Adet kanamalarının kesilmesi problemine,
bazen de aşırı stres, yoğun egzersiz programı, hızlı kilo kaybı, kürtaj gibi
sonrasında rahim içi yapışıklıkların olduğu cerrahi müdahaleler sebep olabilir.
Geç menopoz ise erken menopozun aksine, 54 yaşını geçmiş bir kadında adet
kanamalarının halen devam etmesi durumuna verilen isimdir. Geç menopozun sebebi
ailesel veya şeker hastalığına bağlı olabilir. Geç menopoza giren kadınlarda
meme ve rahim kanseri görülme riski ise daha fazladır.
Menopoz belirtileri
Ateş basması
Vajinal kuruluk
Uykusuzluk
Duygusal değişiklikler
Fiziksel değişiklikler
Östrojenin azalması sağlığı olumsuz etkiliyor
Menopoz dönemiyle birlikte azalmaya başlayan östrojen,
kadınların hem fiziksel hem duygusal hallerine etki eden bir hormondur.
Göğüslerin, kemiklerin, kalbin, santral sinir sisteminin, cildin, saçların ve
üreme organlarının üzerinde doğrudan bir etkisi bulunur. Östrojen miktarındaki
azalma; pelvik bölgesinde bulunan bağları zayıflatır, kemik kaybına neden olur,
cilt tonusunu azaltır ve kırışıklıklara yol açar. Rahimde, yumurtalıklarda,
rahim ve rahim ağzında küçülmeler meydana gelir. Vajina boyunu kısaltır, kas
tonusunu azaltır ve vajina duvarında bulunan dokuları inceltir. Metabolizma da
bu süreçte yavaşlar. Saçlardaki, kol ve bacaklardaki, genital bölgelerdeki
tüyleri azalır. Yüzde çene, yanak ve bıyık bölgesindeki tüylenmeler artar.
Menopoz döneminde kalp sağlığına dikkat
Östrojenin kadınları kalp hastalıklarına karşı koruma
özelliği vardır. Menopoz döneminde östrojen miktarındaki azalma istemik kalp
hastalıklarını da beraberinde getirir. Östrojen kolestrolü azaltarak, HDL adı
verilen lipoproteinleri arttırır, LDL adı verilen zararlı kolestrolü azaltarak
kadınlarda kalp krizi riskini azaltır. Menopoza girilmesiyle beraber ailesinde
kalp hastalığı yaygın olan, menopoz öncesinde yüksek tansiyon problemi yaşayan,
çok fazla yağlı besin tüketen ve kilo fazlalığı olan, sigara içen ve çok fazla
strese maruz kalan kadınlarda kalp hastalıkları daha çok görülür. Bu süreçte
kalp hastalıklarının görülme riskini azaltmak için dengeli beslenmek, sigara ve
alkolden uzak durmak, kan basıncını kontrol altında tutmak, hormon replesman
tedavisi uygulamak, diyabet için düzenli kontrolleri yaptırmak oldukça
önemlidir. Menopoz sonrası dönemde östrojen tedavisi kandaki yağ miktarını
olumlu yönde etkileyerek kalp krizi riskinde yüzde 40 azalma sağlar. Buna ek
olarak her gün 50 mg beta karoten ve selenyum alınması da faydalı olacaktır.















