Hayatı, isyana giden süreç ve idamı hem tarihçiler hem de kamuoyu tarafından merak edilmektedir.
Seyit Rıza’nın Hayatı
1863 yılında Tunceli’nin Ovacık ilçesine bağlı Lirtik köyünde dünyaya gelen Seyit Rıza, Şeyh Hasanlılar aşiretinin Yukarı Abbasan koluna mensuptur. Aşiret yapısı içinde nüfuz sahibi bir lider olarak tanınan Rıza, bölgedeki toplumsal ve siyasi gelişmelerde etkili bir konuma sahipti.
Cumhuriyet’in ilanından sonraki yıllarda Ankara hükümetine karşı direniş gösteren aşiretlerle temas hâlinde olan Seyit Rıza, özellikle 1924 yılında Hozat’ı basarak Cumhuriyet yanlısı aşiretlere karşı harekete geçti. Bu dönem, bölgede tansiyonun giderek yükseldiği yıllara denk gelir.
Dersim İsyanı ve Tutuklanma Süreci
1937 yılında devletin Dersim bölgesinde başlattığı askerî operasyonların ardından Seyit Rıza, hükümete karşı silahlı isyana öncülük etti. Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine bölgeye yoğun askerî birlikler sevk edildi.
30 Temmuz 1937’de İngiltere’ye gönderildiği iddia edilen bir mektupta, Seyit Rıza’nın Anadolu için “çorak”, Dersim için “bereketli topraklar” ifadelerini kullandığı öne sürüldü. Ancak mektubun gerçekten kendisi tarafından yazılmadığı ve Rıza’nın Türkçe bilmediği yönünde farklı iddialar da bulunmaktadır.
Yoğun askerî harekât sonucunda 5 Eylül 1937’de yakalanan Seyit Rıza, kısa süre içinde yargılandı ve idam cezasına çarptırıldı.
Seyit Rıza neden asıldı?
Resmî kayıtlara göre Seyit Rıza, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silahlı isyan başlatmak, devlet otoritesini hedef almak ve güvenlik güçlerine karşı çatışmalara öncülük etmek suçlamalarıyla idam cezasına mahkûm edilmiştir.
İdamı ve Son Sözleri
Seyit Rıza’nın idamı 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda gerçekleştirildi. Dönemin tanıklarından İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarında, Seyit Rıza’nın darağacına götürülürken sergilediği duruş ve son sözleri detaylı şekilde aktarılır.
Çağlayangil’e göre, meydana getirildiğinde Rıza büyük bir sakinlikle hareket etmiş ve kalabalığa hitap edercesine şu ifadeleri söylemiştir:
“Evladı Kerbelâyım. Bi hatayım. Ayıptır, zulümdür, cinayettir.”
Son olarak yanında bulunan eşyaların oğluna verilmesini istediği belirtilir. Aynı gece oğlu da idam edilmiştir.















