Kurulduğu 2009 yılından bu yana sağlıklı yaşam bilincinin
gelişmesine katkı sağlamak, toplumu beslenme ve sağlık alanlarında bilimsel ve
güvenilir bilgiyle aydınlatmak üzere birçok projeyi hayata geçiren Sabri Ülker
Vakfı, 21 ekim dünya İyot eksikliği günü vesilesiyle iyot ve iyot
yetersizliğinin neden olduğu sağlık sorunları hakkında önemli bilgiler
paylaşıyor.
Hormon ve sinir sistemi işlevleri, normal büyüme ve gelişme
için gerekli bir mineral olan iyotun yetersizliği bilişsel gelişim ve işlev
bozukluğu, hipotroidizm, doğumsal anomaliler, kretinizm ve endemik guatr gibi
hastalıklara yol açıyor. Türkiye’de toprak ve suda yeterli miktarda iyot
bulunmadığı için iyot yetersizliği ve bunun bir sonucu olarak guatr hastalığı
yaygın olarak görülüyor. İyot yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan tiroit
hastalıkları ve guatra eşlik edebilecek şişmanlık veya zayıflık, kalp
çarpıntısı, unutkanlık veya depresyon bireyin yaşam kalitesinin düşmesine neden
olabiliyor.
Türkiye’de iyot yetersizliği görülme sıklığı yüzde 28 olarak
belirlendi
Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF iyot yetersizliğinin yaygın
olduğu ülkelerde tuzun iyotla zenginleştirilmesini desteklemiştir. Türkiye’de
1995 yılından günümüze “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun
İyotlanması Programı” yürütülmektedir. Program kapsamında 1998 yılında sofra
tuzunun iyotlanması konusunda yasal düzenleme yapılmış ve zenginleştirme
zorunlu hale getirilmiştir. Tuzun iyotla zenginleştirilmesi, iyot yetersizliği
ile mücadelede önemli katkı sağlamış, dolayısıyla ülkemizde iyot yetersizliğine
bağlı hastalıkların görülme sıklığı da önemli ölçüde azalmıştır. 1997’de ileri ve orta düzey iyot yetersizliğinin görülme sıklığı
yüzde 58 olarak saptanmıştır. Sofra tuzunun iyot ile zenginleştirme
çalışmalarıyla birlikte 2002’de görülme sıklığı yüzde 39’a düşmüştür. Türkiye
İyot İzleme ve Değerlendirme Çalışması-2007 sonuçlarına göre ileri ve orta
düzey iyot yetersizliği görülme sıklığı yüzde 28 olarak saptanmıştır.
İyot kaybını önlemek için tuz yemek piştikten sonra
eklenmeli
Dünya Sağlık Örgütü ve diğer referans kurumlar, günlük tuz
alımının toplam 5-6 gramla sınırlandırılmasının günlük iyot ihtiyacını
karşılayacağını belirtiyor. Ancak iyot güneş ışınları, nem ve sıcaklığa maruz
kaldığında kayba uğrayabiliyor. Tuzda oluşabilecek bu iyot kaybını önlemek için
iyotlu tuzu koyu renkli, kapaklı ve cam bir kavanozda saklamak, sıcaklık, nem
ve güneş ışığından korumak ve yemek piştikten sonra tuz eklemek gerekiyor.
Günümüzde kaya tuzu, Himalaya tuzu gibi diğer tuzların
tercih edilmesine yönelik bilgiler kafa karışıklığı yaratabiliyor. Oysa iyotlu
sofra tuzu tüketimi, toplumda iyot yetersizliği ile mücadelede son derece
etkili… Bu nedenle iyotlu sofra tuzuna yerine iyotla zenginleştirilmemiş kaya
tuzu, Himalaya tuzu gibi tuzların kullanımı konusunda hassas davranılması
gerekiyor. Bunun yanı sıra tuz kaynağı ne olursa olsun tüketim miktarına ve
dolayısıyla aşırı sodyum alımına dikkat etmek şart.
Balık yemeyi ihmal etmeyin
Genetik etmenler, iyot yetersizliği veya lahana gibi
guatrojen adı verilen ve iyotu bağlayarak vücutta kullanımına engel olan
sebzelerin çok sık tüketilmesi tiroit hastalıklarına yol açabiliyor. Diyetle
iyot alımı, tiroit bezi işlevlerini doğrudan etkileyebiliyor. Hem iyot hem
selenyum içeriğiyle tiroit hormonunun yapısına katılan balık ve denüz
ürünlerini haftada iki kez tercih edebilirsiniz. Bununla birlikte besin
gruplarını dengeli tüketmek ve günde en az iki litre su içmek, tiroit
hormonunun üretimi ve salınımını destekleyecektir.















