Prof. Dr. Öztürk, kentte bazı bölgelerde insan sağlığını tehdit eden seviyelerde kükürt dioksit (SO₂) kirliliği tespit edildiğini belirtti.
Öztürk’ün açıklamasına göre Armutalanı, Kurtuluş, Dokuztay, Akoluk ve Bozhüyük başta olmak üzere bazı yerleşim alanlarında ölçülen SO₂ değerleri tehlikeli boyutlara ulaştı. Kirliliğin kaynağının, hâkim rüzgâr yönü dikkate alınarak acilen belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, bu durumun insan sağlığına, bitki örtüsüne ve çevreye verdiği zararların bilimsel olarak ortaya konulması çağrısı yaptı.

SO₂ nedir, nasıl oluşur?
Kükürt dioksit (SO₂), atmosferdeki en önemli hava kirleticilerinden biri olarak biliniyor. Kömür ve fuel-oil gibi katı ve sıvı fosil yakıtlarda bulunan kükürdün yanması sonucu büyük oranda SO₂ açığa çıkıyor. Ayrıca sanayide enerji üretimi, kükürt içeren cevherlerin eritilmesi, dizel yakıt kullanımı ve diğer insan kaynaklı faaliyetler de SO₂ oluşumuna neden oluyor.
Suda kolay çözünebilen bir gaz olan SO₂, atmosferde 2 ila 4 gün kalabiliyor ve bu süre içinde rüzgârla yüzlerce kilometre uzağa taşınabiliyor. Bu nedenle kirlilik yalnızca kaynağın bulunduğu bölgeyi değil, çevre yerleşimleri de etkiliyor.
Sağlık üzerindeki etkileri endişe verici
Renksiz, keskin kokulu ve güçlü asidik özelliklere sahip olan SO₂, solunum sistemi üzerinde ciddi tahribatlara yol açabiliyor. Nemle kolayca reaksiyona giren gaz, solunduğunda burun, geniz ve boğazdaki nemle birleşerek solunum yollarındaki sinirleri tahriş ediyor. Bu durum öksürük krizleri, göğüs sıkışması ve nefes darlığına neden olabiliyor.
Özellikle astım, bronşit, kalp ve kronik akciğer hastalığı bulunan kişiler için risk çok daha yüksek. SO₂ konsantrasyonunun sınır değerlerin üzerine çıkması, bu gruplarda solunum yollarının daralmasına ve hastalıkların ağırlaşmasına yol açabiliyor. Uzmanlara göre, yüksek SO₂ seviyelerine kısa süreli maruziyet bile astımlı bireylerde solunum kapasitesinde ciddi düşüşlere neden olabiliyor.
“Acil önlem alınmalı” çağrısı
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Kahramanmaraş’taki mevcut durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, kirliliğin kaynağının bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi ve halk sağlığını koruyacak önlemlerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Öztürk, “Bu seviyedeki hava kirliliği yalnızca çevresel bir sorun değil, doğrudan bir halk sağlığı meselesidir” diyerek yetkililere acil müdahale çağrısında bulundu.














