Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından, T.C Kültür ve
Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Malatya Valiliği’nin katkılarıyla
9-15 Kasım 2018 tarihinde düzenlenen 8. Malatya Uluslararası Film Festivali,
film gösterimleri ve paralel etkinliklerle devam ediyor.
Festival dün, aynı zamanda festivalin bu yılki Onur
Ödülleri’nden birisine layık görülen Osman Sınav’ı ağırladı. İnönü
Üniversitesi Kütüphanesi Seminer Salonu'nda Sınav’ın 1994 yapımı ‘Yalancı’ filmi
gösterildi. Gösterimin ardından festivalin ‘Usta-Öğrenci Buluşması’ bölümü
kapsamında bir de söyleşi gerçekleştirildi. Üniversite öğrencilerinin katıldığı
söyleşinin moderatörlüğünü ise öğretim görevlisi BeylerYetkiner üstlendi.
Söyleşide yönetmenliğe ilk başladığı yıllardan bahseden usta
yönetmen, kariyerinin başında yaşadığı zorlukları öğrencilerle paylaştı.
Aslında bu söyleşiden önce 1992 yapımı ‘Kapıları Açmak’ filmini
göstermek istediğini ancak bunun bugün mümkün olmadığını anlattı. Sınav, o
yılki Antalya Film Festivali’nden ödül alan filmin dönemin Kültür Bakanlığı
kaynaklı problemler sebebiyle bugün kayıp olduğunu ve bir daha
gösterilemediğini ifade etti.
‘Senaryo bir edebiyat eseri değildir’
Sinemadan ve televizyon dünyasından pek çok farklı konuya
değinen Sınav, bir Bedii Faik romanından uyarlanan ve senaryosu aslen Tarık
Dursun K.’ya ait olan ‘Yalancı’nın senaryosunu ilk okuduğunda hiç akıcı
bulmadığını ve çekimler esnasında senaryoyu yeniden yazdığını anlattı. Sınav,
senaryo konusundaki fikirlerini şöyle ifade etti:
‘Senaryo bir edebiyat eseri değildir. Senaryo yönetmene yol
gösteren bir matematik ürünüdür. Edebiyat eseri olduğu zaman senaryo olmaz.’
‘Ağır çalışma şartlarının sebepleri var’
Dizi sektörünün sorunlarına da değinen Sınav, dizi
prodüksiyonlarını orta ölçekli fabrikalara benzetti ve şu ifadeleri kullandı:
‘Televizyon sektöründe yılda ortalama 90-100 proje başlar.
Bir yıl içinde 100 tane ekip kurulur. Bu da yılda 100 tane orta ölçekli fabrika
kurmak demektir. Bu yüz ekibin hepsi reytinglerde ilk sıralarda olmak ister.
Biz bu işleri yaparken bu 100 işin 60 tanesinin çöp olacağını biliyoruz.
Hangisinin olacağını bilmyioruz sadece. Türk televizyonlarının taşıyabileceği
dizi sayısı 40-45 civarındadır. Dolayısıyla 60 tane işin 100’er kişilik
ekipleri işsiz kalıyor. Bu 40 tanenin 20 tanesi de her an işini kaybetme
tehlikesinde. Yalnızca 20 tanesi ise işin sezon sonuna kadar devam edeceği
garantisini yaşar. Bu 20 tanenin de parasını zamanında ödeyebildiği maksimum 10
tanedir. O 10 tanenin de sokağa yansıyanı, insanların sahnelerini konuştuğu 5
tanedir. Ve herkesin hayali o 5 tane içinde olmak. Bir yıl ben Kurtlar Vadisi
ve Ekmek Teknesi’yle o 5’in ilk ikisiydim.’
Sınav, kendisine bir öğrenciden gelen ‘Türk dizilerinde
neler görüyorsunuz, insanlara doğru şeyler veriyor mu? Ağır çalışma şartları
var deniliyor, siz ne düşünüyorsunuz?’ sorusunu ise şöyle cevapladı:
‘Ağır çalışma şartları dedin, bunu sana hiç yakıştıramadım.
Ağır çalışma şartları diye bir şey yok. Bu ülkenin gerçekleri, ekonomisi,
sektörü var. Bu ülkenin sektöründe yılda 100 tane dizi yapılması için reklam
gelirlerinin bilmem kaç milyar doları bulması lazım. Yoksa bu televizyonlar bu
bütçeleri taşıyamazlar. Ağır çalışma şartlarının sebepleri var. Ben de ağır
çalışma şartları içerisinde çalışıyorum. Çalışmaktan ölen yok dünyada.
Çalışırsanız, işinizi severek yaparsanız hiçbir şey olmaz.’
‘Üç tane oda düşünün’
Gençlere gelecekleri hakkında pek çok tavsiyede de bulunan
Sınav, öğrencilere hayal kurmaktan vazgeçmemelerini ve hayallerini
gerçekleştirmek için de mücadele etmeleri gerektiğini öğütledi. Sınav, şöyle
konuştu:
‘Dünyayı değiştirenler sadece hayal kuranlardır. Çünkü o
hayali siz kurmazsanız dünyada yapacağınız tek şey kalır: başkasının hayalinin
parçası olmak. Coelho’nun Simyacı’sını okudunuz mu? O romanın sonunda şöyle der
Coelho: Kişisel menkıbenizi yaratabilmek için kendi hayalinizin peşinden
koşmanız lazım. Yani sadece hayal kurmak da yetmez. Üç tane yan yana oda
düşünün; birinci oda hayal odası. Yalnızsınız, hayalinizi kuruyorsunuz. İkinci
oda strateji odası. Ben bu hayale nasıl ulaşacağım diye strateji kuruyorsunuz.
Üçüncü oda ise network odası. Yani doğru hayal ortaklarınızı, sizi o hedefe
taşıyacak doğru hayal ortaklarını bulacağınız oda.’















