1.
Diş çürüğü kalbi etkiler:
Sağlıksız ve iltihaplı
dişler, insan vücudundaki bütün organları olumsuz yönde etkiler ama kalbinde
herhangi bir sorun olmayan kişilerde "Diş çürüğü kalp krizini
tetikler" demek tam olarak doğru olmaz. Ancak kalp kapak hastalıklarında
diş kökü enfeksiyonları çok önemlidir. Sağlıklı bir vücuda mikrop girdiği
zaman, bağışıklık sistemi bu mikrobu imha edebilir ama kalp kapak hastalığı
olanlarda vücuda giren mikrop kalp kapağına yerleşir. Tıbbi adı “Enfektif
endokardit” olan kalp kapağı enfeksiyonu meydana gelir, ki bu da ciddi bir
sorundur. Bu enfeksiyon antibiyotiklere çok dirençlidir. O nedenle de kalp
kapak sorunu olan hastalara, kanamalı bir diş tedavisi yapılacaksa tedaviden
iki saat önce kullanmaları üzere bir antibiyotik reçete edilir.
2.
Gençler de kalp krizi geçirir:
Kalp kontrolü ilk olarak
bebek anne karnındayken başlamalıdır. Yapılan fetal eko tetkikiyle her türlü
kalp hastalığı bebek anne karnındayken saptanabilir. Karıncıklar arası delik,
kalp kapak darlıkları, kulakçıklar arasında geniş delik, kalpten çıkan ana
damarların yer değiştirmesi, birçok kalp bozukluğu ve kalp hastalıklarının
tanısı konulur. Bunun yanında çocuk beş yaşına gelene kadar mutlaka bir eko
çekilmelidir. Ayrıca hayatın ilk 20 yılında çocuk ve gençlerin kan yağlarına,
kolesterol değerlerine birkaç kez bakılmalıdır. Çocuk ve gençlerde gözlenen ve
kalp krizi olarak yorumlanan ölüm olaylarının nedeni doğumsal kalp
anomalilerine bağlı ritim bozukluğu ve kalp durmasıdır. Ritim bozuklukları
doğuştan gelen kalp hastalıkları, kalp büyümesi, kapak hastalıklarına bağlı
olabildiği gibi genetik geçiş gösteren sorunlar da sebep olabilir. Bu nedenle
“Çocukların ve gençlerin kalp kontrolü yapmasına gerek yok” algısı yanlıştır.
3.
Kalp için hareket önemli:
Kalp sağlığı için illa spor
salonlarına gitmeye ya da yürümek için yürüyüş bantları kullanmaya gerek
yoktur. Özellikle 40 yaş üstü kişilerde yürüme bantları ortopedik travmaya
sebep olabilir. Oysa sokakta yapılacak bir yürüyüş sadece kalp değil ruh
sağlığı için de faydalıdır. Kalp sağlığını korumak için vücudu hırpalayacak
şekilde 10 bin adım atılması yarar getirmez. Günlük beş bin adım üzerinde
atmak, ki bu 3,5 km eder, 45 dakika yürümek yeterlidir. Yürüme hızı ne çok
fazla ne çok yavaş olmalıdır. Yürümeye başladığınızda nabız ölçümü yapmak,
yürüme bitiminde artı 20 nabız sayısı varsa bu faydalı bir yürüyüştür. Ayrıca
spor salonlarında kalp sağlığı amaçlı yapılan sporlarda nabzın üst sınırı
120-125’i geçmemelidir. Ayrıca hareketsiz yaşam kalbin düşmanıdır. Tüm gün ofiste
hareketsiz çalışanlar da hekimlerine danışarak ofiste yapabilecekleri
egzersizleri öğrenip uygulamalıdır.
4.Yumurta
kalbin düşmanı değil:
Yumurta, belki de paketi
içinde doğadan gelen tek yiyecektir ve içine katkı maddesi koyulamayacak bir
gıdadır. İçinde 12 vitamin ve 11 minerali barındırır. Vücudumuz tamamen sebze
ve yeşillikle beslense bile günde 5- 5,5 gram kolesterol üretirken bir
yumurtadan alınan 200 mg kolesterolün hiçbir önemi yoktur. Kalp hastası olsun
ya da olmasın herkesin günde bir tane yumurta yemesi gereklidir. Ancak her
besinde olduğu gibi yumurtanın da fazlası sakıncalıdır. Örneğin günde iki
yumurtadan fazlası yendiğinde kan yağlarında yükselme meydana gelir, bu da kalp
sağlığını olumsuz etkiler. Çocuklar ve yaşlılar günde bir yumurta, yetişkinler
ise kesinlikle gün aşırı bir yumurta tüketmelidir.
5.
Kadınlar da kalp hastası olur:
Kadınlarda bundan 20-30
sene öncesinde kalp hastalıklarının görülme oranı erkeklere oranla daha
düşüktü. Ancak modern yaşamla birlikte kadınlar da erkekler gibi çalışma
hayatının içinde yer almaktadır. Son yıllarda kadınlar gündüz işyerinde
çalışmakla birlikte akşamları ikinci bir iş olarak evleriyle ilgilenmeye
başlamışlardır. Ve kadınların sigara içme oranı eskiye göre daha da yükseldi.
Kadınlarda kalp sağılığı deyince, ilk akla gelen faktörlerden biri, östrojen
hormonunun kalbi korumasıdır. Östrojenin kadınlarda damarlar üzerinde koruyucu
etkisi olduğu bilinmektedir. Bunun yanında östrojen damar iç yüzeyindeki parlak
yüzeyi korur, damar sertliğini önler. Ama
östrojenin bir özelliği de menopozla birlikte ortadan kalkmasıdır. Östrojen
etkinliğinin azalmasına bağlı olarak tabiat kadınlarda tamamen tersine döner ve
koroner hastalıklarla beraber şeker, kolesterol, yüksek tansiyon, kemik erimesi
de östrojen etkinliğinin azalmasıyla ortaya çıkmaktadır. Emzirmemek tabiatın
kadınlara armağanı olan östrojen hormonunun erken kaybolmasına neden olur. Bu
nedenle kadınlar erkekler kadar koroner kalp hastalıkları riskini taşımaktadır.
Ayrıca kadınlar sigarayı bırakma konusunda son derece başarısızlar.
6.
Gençlerde de yüksek tansiyon var:
Kalp hastalıkları çok
faktörlüdür. Genetiğinde kalp sorunu olmayan, kilolu olmayan, stresli
olmayanlarda da kalp hastalıkları görülebilir. Özellikle gençler
tansiyonlarının yüksek olduğunun farkında olmayabilirler. 20-22 yaşında yüksek
tansiyon nedeniyle aort damarı yırtılan vakalar da vardır. Türk Kardiyoloji
Derneği’nin yaptığı bir çalışmaya göre, yüzde 50’den fazla kişi tansiyonunun
yüksek olduğunun farkında değil. Tansiyon yavaş yavaş yükselirse kendisini
belli etmeyen bir sorun. O nedenle 20 yaş öncesinde de, 20 yaş sonrasında
tansiyon, kan yağları gibi kalp tetkikleri mutlaka yapılmalıdır.
7.
Kalp krizi her zaman belirti vermez:
Kalp krizi her zaman
belirti vermez ve ilk ağrı kalp krizi belirtisi olabilir, ilk kalp krizi ölüme
yol açabilir. Klasik olarak şanslı olan kişiler ağrı yaşayanlardır. Çünkü ağrı
vücudun ilk tepki mekanizmasıdır. Omuzlar, göğüs ortası, kollara vuran ağrı,
huzursuzluk, baskı, karıncalanma, daha önce yaşanmamış hisler kalp krizi
belirtisi olabilir. Bu bazen ağrı, bazen çarpıntı olabilir. Fakat asıl korkunç
olan ‘sessiz kalp hastalığı’dır. Bu hastalarda ağrıyı uyaran mekanizma
bozulduğu için hayat kurtarıcı mesajlar gönderilmez. Sabah yatağında ölü
bulunan, halı sahada yaşamını yitiren genç insanlar sessiz kalp hastalarıdır. O
nedenle kalp kontrolleri rutin olarak önerilmektedir.















