1991–2001 yılları arasında Kahramanmaraş Belediyesi’nde başkan yardımcılığı görevinde bulunan sanık Mehmet Sezal, savunmasında kendisinin değil, çok katlı yapılaşmaya izin veren dönemin belediye yönetiminin sorumlu olduğunu ileri sürdü.
“Biz değil, 16 kat izni verenler yargılanmalı”
Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanıklar, “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla yargılandı. Duruşmada ilk kez ifade veren Mehmet Sezal, suçlamaları kabul etmedi. Sezal, “Maraş’ta iki katlı yerleri 16 kata çıkaranlar yargılanmıyor, bizi yargılıyorlar. Bu işi yapan belediye başkanı Mustafa Poyraz’dır. 16 kat iznini o vermiştir. Komisyon üyeleri de sorumludur. 70 yaşındayım, bu yaşta hâlâ hesap veriyorum. Beraatımı talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Diğer sanıklar da suçlamaları reddetti
Sanık Mehmet Dişçeken, 1994’te belediyede mimar olarak yalnızca projeye uygunluk denetimi yaptığını belirterek, malzeme kalitesi ve statik hesaplardan müteahhidin sorumlu olduğunu savundu.
Zeynel Abidin Şerefoğlu ise imar ve şehircilik müdür vekili olarak görev yaptığı dönemde, yalnızca zemin kattaki iş yerine ilişkin yapı kullanma belgesinde imzası bulunduğunu söyledi.
Metin Hurşitoğlu, imar işleri müdürü olarak görev yaptığı süreçte ruhsat belgesinde imzasının bulunduğunu ancak teknik inceleme yetkisi olmadığını belirterek beraatini istedi.
Mimar Veli Çiftaslan ise, “O dönem 7.7 büyüklüğündeki bir deprem öngörülmüyordu. Belediyelerde yapı kontrol birimi yoktu. 100’e yakın dosyada haksız yere yargılanıyorum” dedi.
Diğer sanıklar da üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedi.
“Kamu görevlilerinin sorumluluğu göz ardı edilmemeli”
Müşteki avukatlarından Naim Eminoğlu, sanık savunmalarının dikkate alınmamasını talep etti. Eminoğlu, bilirkişi raporlarında binanın statik projeye uygun yapılmadığının tespit edildiğini hatırlatarak, “Kamu görevlilerinin sorumluluğu Gayrettepe gece kulübü ve Bolu otel yangını davalarında olduğu gibi belirlenmelidir” dedi. Ayrıca, binanın imara uygun olmayan bir bölgede yapıldığını ve deprem riski göz ardı edilerek izin verildiğini belirtti. Eminoğlu, sanıklar hakkında TCK 83 kapsamında ‘olası kastla öldürme’ suçundan ek savunma alınmasını ve dönemin belediye başkanı ile imar komisyonu üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Mahkeme, savunması tamamlanmayan bir sanığın ifadesinin ardından dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdi. Sanıkların yurt dışına çıkış yasaklarının devamına hükmeden mahkeme, duruşmayı 16 Ocak 2026 tarihine erteledi.
Davanın geçmişi
Hacı Ömer Apartmanı’nın yıkımıyla ilgili açılan ilk davada, binayı inşa eden kooperatifin yönetim kurulu üyeleri Tevfik Tepebaşı ve Atilla Öz, “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 14 yıl 5 ay 11 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Sanıklar hükmün açıklanmasının ardından tutuklanırken, diğer sanıklar Çetin Kurt ve İsmet Koyuncular beraat etmiş, Süleyman Kemal Duyar ise yargılama sürecinde vefat ettiği için davası düşmüştü.
Müşteki avukatları, bu karara itiraz ederek, sanıkların “olası kastla öldürme” suçundan cezalandırılmaları için istinaf başvurusunda bulunmuştu.














