Prof. Dr. Mehmet Erdoğan’ın başkanlığındaki uzman ekip, Hatay’daki termal kaynaklarda yaptığı ölçümlerde radon gazı seviyelerinin artçı depremler öncesinde belirgin şekilde yükseldiğini ortaya koydu.
Artçı Depremler Öncesi Dikkat Çeken Anomali
Araştırma kapsamında Hatay’da bulunan Tahtaköprü ve Hamamat kaplıcalarındaki termal sular incelendi. Nisan ve mayıs aylarında meydana gelen 4.9 ve 4.3 büyüklüğündeki artçı sarsıntılardan hemen önce radon gazı seviyelerinin normal değerlerin yaklaşık 5 katına kadar çıktığı belirlendi. Depremlerin ardından ise bu oranların hızla düştüğü kaydedildi.
Prof. Dr. Mehmet Erdoğan, yer kabuğundaki gerilimin fay hatlarında çatlaklara yol açtığını, bu süreçte açığa çıkan radon gazının yer altı sularına karışarak ani yükselişlere neden olduğunu ifade etti. Erdoğan, deprem sonrasında grafikte keskin bir düşüş gözlemlediklerini belirterek, bu değişimlerin ileride deprem tahmin çalışmalarında önemli bir veri olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
Radon Sadece Deprem Göstergesi Değil
Uzmanlar, radon gazının yalnızca sismik hareketliliğin izlenmesinde değil, halk sağlığı açısından da ciddi risk taşıdığına dikkat çekiyor. Doğal uranyumun parçalanması sonucu oluşan radyoaktif bir gaz olan radon, özellikle binaların bodrum ve zemin katlarında birikerek sağlık tehdidi oluşturabiliyor.
Havadan daha ağır olan radon gazı, toz partiküllerine tutunarak solunum yoluyla akciğerlere ulaşıyor. Burada yaydığı radyasyon nedeniyle hücre DNA’sında hasara yol açabiliyor. Uzmanlara göre radon, sigaradan sonra dünyada akciğer kanserinin en önemli ikinci nedeni olarak kabul ediliyor.
Bilim insanları, hem deprem araştırmalarında hem de halk sağlığının korunmasında radon ölçümlerinin düzenli ve sistematik şekilde yapılmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.














