Bağımlılıkta kişiye
özel bireyselleşmiş tedavilerin etkili olduğunu belirten uzmanlar, bunu terzide
özel elbise diktirmeye benzetiyor.
Herkese aynı elbisenin uygun olmayacağını belirten
psikiyatrist Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Biz tedavide ölçüyoruz, biçiyoruz ve
kişinin genetiğine bakıyoruz. Türkiye’de bunu yapabiliyoruz. Kişinin genetik
yapısına, cinsiyetine özgü bir tedavi yöntemi ortaya çıkıyor” dedi.
NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Koordinatörü, psikiyatrist
Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bağımlılık tedavisinde kişiye özel tedavi
yöntemlerinin önemine işaret etti.
Herkese aynı elbise
olmaz!
Bireyselleşmiş tedavinin psikiyatride tıpkı özel dikim
elbiseye benzetilebileceğini belirten Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Bireyselleşmiş
tedavi psikiyatride şu demek; konfeksiyonda dikilmiş herkese göre standart bir
elbise yerine terzide elbise diktirmek gibi. Yani herkese aynı elbise değil.
Biz tedavide ölçüyoruz, biçiyoruz ve kişinin genetiğine bakıyoruz. Türkiye’de
bunu yapabiliyoruz, kendi hastanemizde yapıyoruz. Kişinin genetik yapısına,
cinsiyetine her şeyine özgü bir tedavi yöntemi ortaya çıkıyor. Buna
bireyselleşmiş tedavi ya da hassas tıp deniyor” diye konuştu.
Bağımlılıkta aile de
tedavi ediliyor
Bağımlılığın kronik bir beyin hastalığı olduğunu, tedavide
danışanın yanı sıra ailenin de tedavi edildiğini belirten Prof. Dr. Nesrin
Dilbaz, şunları söyledi:
“Klasik tedavi yöntemlerimiz var. Birincisi danışma. Şu anda
yönetmeliklerle danışma merkezleri kuruluyor. Siz bağımlılık yapıcı maddeler
ile ilgili bir sorununuz varsa danışma merkezine başvurabilirsiniz. Çocuğunu
getiremiyorsa aile, ailecek gelebiliyorlar. Hastayı görmeden durumu
tanımlayabiliyoruz. Danışanımız geliyor ve motivasyon konuşma yöntemleriyle
konuşuyoruz. Durumun artılarını ve eksiklerini konuşuyoruz. Bağımlılığın değil,
sorunun olduğunu kabul etmesini sağlıyoruz. Sonra arındırma kısmına geliyoruz.
Vücudun özellikle beynin maddeden arındırılmasını sağlıyoruz. Beynimizde
alıcılar var. Diyelim ki beynimizde üç tane alıcı var. Siz alkolle tanışınca bu
alıcılar artıyor. Bu alıcıları doyurmak için alkol miktarı giderek artıyor.
Bunların sayısı asla azalmıyor. Biz arındığımızda onlar önce bağırmaya
başlıyorlar. Bir süre sonra bakıyorlar ki alkol gelmiyor. Yavaş yavaş susmaya
başlıyorlar ama hiçbir zaman azalmıyorlar. 15 yıl sonra tekrar alkol
tüketirseniz aynı duruma gelirsiniz. Tedaviden ne anladığımıza bağlı. Grip
geçirdiniz ve bir kere daha geçireceksiniz. Bağımlılık da böyle bir şey. Siz bir
kere bağımlı kaldıysanız temizlendikten sonra bir daha hiç içmeyeceksiniz diye
bir şey yok. Daha fazla tekrar etme özelliği var. Bu bir kronik hastalık. Ben
bağımlıyım demeli hasta. Bu bir döngü. Bırakıyor tekrar başlıyor ve tekrar
başlıyor. Bu hastalığın doğasıyla ilgili bir şey.Ayıklık ya da temiz kalma
süresini uzun tutmaya çalışıyoruz. En önemli konu hasta ve yakınlarının
bilgilendirilmesi konusudur. Biz hastayı teslim aldıktan sonra sadece hastayı
tedavi etmiyoruz. Aile de tedavi ediliyor. Ailenin dinamiği de bozuluyor.
Hastanede yattığı sürece hasta temiz kalacak, bunun garantisi var. Fakat
hastaneden çıktıktan sonra kendilerine söz vermeleri gerekiyor.”
Derin TMU geleceği
olan bir tedavidir
Bağımlılıkta iki ana tedavi yöntemi kullandıklarını belirten
Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Bir tanesi ilaçla yapılan diğeri ise Derin TMU (Deep
TMS) denilen bir tedavi. Beyinde bağımlılıkların oluştuğu üçgen bir bölge var.
Burası haz bölgesidir. Haz aldığımız her şey bağımlılık yapar. Bu bölge istek
ya da aşerme dediğimiz bölgedir. Kokain isteği oluşturmak istiyoruz ve beyinin
bir bölgesinde aktivasyon başlıyor. O noktayı buluyoruz ve o noktayı
uyarıyoruz. Bunun amacı aşermeyi ortadan kaldırmak. Önce aşermesini sağlıyoruz
ve sonra bunu ortadan kaldırıyoruz. Derin TMU geleceği olan ciddi bir tedavi
biçimidir. Alkol ve sigarayla ilgili bağımlığın genetik bir tarafı olduğunu,
tedavisinin daha zor ve yavaş ilerlediğini belirten Prof. Dr. Nesrin Dilbaz,
“Sigara bağımlılarının büyük bir çoğunluğu ilaçsız tedavi oluyor. İlaç tedavisi
bizim sık kullandığımız bir tedavi yöntemi. Aşı biçiminde ilaçlar
araştırılıyor” dedi.
İç kontrol
öğrenilmeli
Bağımlılık tedavisinin disiplin gerektirdiğini,
danışanlarına iç kontrol oluşturmayı amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Nesrin Dilbaz,“Bağımlılık
tedavisi disiplin gerektirir. Bizim hastalarımız kendilerini hayat içinde
disipline edemediği için bunu biz yapmaya çalışıyoruz. İç ve dış kontrolden
bahsediyoruz. Kırmızı trafik lambasının altında trafik polisi duruyorsa veya
kamera olduğunu biliyorsanız duruyorsunuz. Ama durmak gerektiği için değil,
ceza almamak için duruyorsanız. Bu bir dış kontroldür. Bizim ülkemizdeki eğitim
dış kontroldür. Olması gereken iç kontroldür. Çocuklarımıza suçlusun veya ceza
alacaksın yerine utanma duygusunu öğretmemiz gerekiyor. Değerleri değiştirmek
istiyorsak utanç duygusunu geliştirmemiz gerekiyor. Dış kontrol odaklı
ilerlemeye çalışırsak olmaz” dedi.
Dünyadaki uzmanlara
bireyselleşmiş tedavi yöntemlerini anlattık
Dünyada ve ülkemizde bağımlı sayısının arttığını belirten
Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, Amerikan Psikiyatri Birliği’nin her sene Amerika’daki
ve dünyadaki psikiyatristleri bir araya topladığı yaklaşık 10-12 bin kişinin
katıldığı bir kongre olduğunu ve bu yıl da bu kongreye katılarak bireyselleşmiş
tedavi yöntemlerini anlattığını söyledi. Dilbaz, bu kongrede Amerika’nın en
büyük psikiyatristlerinden biri olan psikofarmakolojinin babası olarak bilinen
Prof. Stephen Stahl ile birlikte orada bireyselleşmiş tedaviyi konuştuklarını
anlattı.
Bağımlılık tedavisi
alanında onlar kadar hızlı ilerliyoruz
Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Kişiye özel tedaviler ve gelişimde neler var bunları paylaştık. Amerika’daki psikiyatristlere anlattık. Çünkü biz bu alanda en az onlar kadar hızlı ilerliyoruz. Bizim ülkemizde de çok fazla toplantı ve çalışmalarımız oluyor. Ben Türkiye Bağımlılık Derneği’nin başkanıyım. İki yılda bir bağımlılıkla ilgili Türkiye’de kongre yapıyoruz. Bu sene ise bir ara kongre yaptık. Bunu da uluslararası katılımlı kongre olarak Kıbrıs’ta gerçekleştirdik. Çok geniş bir katılım oldu” dedi.














