Cevdet Türkay bu aşireti “Elhaslı” olarak kaydetmişse de, günümüzde Kahramanmaraş’ın bazı köylerinde “Alhas” adının hâlâ kullanılması nedeniyle aşiretin adının “Alhaslı” şeklinde ifade edilmesi daha doğru kabul edilmektedir. Aşiretin adını Halep’in güneyindeki Alhas Dağı’ndan aldığı öne sürülse de, Maraş ve çevresinde “Alhas” adının sıkça kullanılması, ismin muhtemelen Alhas adında bir beyden geldiğini göstermektedir.
Alhaslı Aşireti, Maraş ve Malatya sancaklarında, özellikle Elbistan ve Darende bölgelerinde yoğun olarak yaşamıştır. 1752 yılı Mart ayında Maraş beylerbeyi Rişvanzade Süleyman Paşa, Elbistan ve Darende kadılarına Alhaslı Aşireti ile ilgili bir hüküm göndermiş, bu belgeler aşiretin söz konusu bölgelerde yaşadığını ortaya koymuştur. Aynı dönemde Kalenderoğlu adlı Ali isimli bir şahsın kendi aşireti içinde sapkın görüşler yaydığı ve yakalanarak cezalandırılması talep edilmiştir.
Maraş Ahkâm Defteri’ndeki 1743 tarihli bir kayıtta, Malatya ve civar kazaların kadıları ile Maraş mütesellimine gönderilen bir hükümde, el-Hac Hasan adındaki kişinin Kürneli ve Kürecikli Cemaatleri ile birlikte Alhaslı Cemaati’nden alacaklarının tahsil edilmesi emredilmektedir. Bu belgeler, Alhaslı Aşireti mensuplarının yaşadığı kaza, köy veya mezraların kesin olarak belirlenmesini zorlaştırsa da, aşiretin Malatya ve Maraş arasındaki bölgede konargöçer olarak yaşadığını göstermektedir.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan 1803 tarihli bir belgede, Malatya Sancağı Darende kazasına bağlı Setrek-i Süfla (Aşağı Setrek) köyü halkı ile Elbistan’daki Alhaslı Aşireti mensupları Halil Ağa ve Hasan Ağa üzerinden ilişkilendirilmiştir. 1847 tarihli bir başka belgede ise, Alhaslı Aşireti’nin Elbistan’da Yapalak Oğulları ve Sinemili Aşireti ile işbirliği içinde hareket ettiği kaydedilmiştir.
Sonuç olarak, Alhaslı Aşireti, XVIII. yüzyıldan itibaren Elbistan ve Darende çevresinde konargöçer hayatı süren önemli bir Türkmen aşireti olarak tarihteki yerini almıştır.















